Kitapları hayatımıza soktuğumuz anda, büyük bir cesaretle kalbimizin kapısını aralarız. Yalnızlığımızı, eksikliklerimizi, endişelerimizi itiraf eder, kendimize özgü değerlerimiz ve dünya görüşümüzü ortaya koyar, içimizdeki belirsizlikleri ve zayıflıkları utangaçça paylaşırız.
Medyanın sunduğu hikayeler ister istemez baştan çıkarıcıdır. Çarpıcı imgeler, ayrılmaya hiç niyetleri yokmuş gibi etrafımızda dolaşır Ve sonunda düşüncelerimizi, davranışlarımızı ele geçirir.
Illich, tüm insan eylemlerinin ürünlerin hizmetine girerek hayatlarımızın elinden alınmasına yol açtığı gerçeğiyle yüzleşir. Bahar tarlalarında bolca açan çiçekler gibi türlü güzelliklere sahip olan bireysel yaşamların, ürünler tarafından standartlaştırılarak birbirinden ayırt edilemez hale gelmesine hayıflanır. Böyle bir toplumda, bir bireyin hayatında tatmin hissi yaşaması kolay değildir.
Medyanın hipnotik ve boğuk sesli müdahalesi, artık toplulukların, köyün, şirketin ve okulun derinliklerine ulaşabiliyor. Programlanmış metinlerin editörleri ve sunucuları tarafından çıkarılan sesler sözcüklerin anlamını saptırarak konuşulan dili paketlenmiş mesaj blokları haline getiriyor. İnsan bugün çocuklarının yıldızları, spikerleri ya da eğitmenleri değil de insanları dinleyecekleri bir çevrede oynaması için ya her şeyden mahrum bir şekilde izole yaşamak ya da dikkatle korunan varlıklı bir kaşkın olmak zorunda.
- Ivan Illich, İşsizlik Hakkı