Oysa sevmek bir ihtiyaç, gereksinim değil; lükstür. Bu yüzden bu kadar mutsuz insanlar. Hiçbir köpeğin başını okşamadıkları, yolda gördükleri kedilere merhaba demedikleri için, birbiriyle tanışmaya bile korktukları için…
“dinleri ayırabilirsin, dilleri ayırabilirsin, renkleri ayırabilirsin ama bütün insanlar ayn dilde ağlar. Aynı dilde çekeriz acımızı, bundan kaçamazsın.”
"Sapkınlık, yalnızlık, bencilik çağı değil mi bu? Kapılmama zaman, hoyrat davranmama, kendini bilme, kendini öğrenme. Her şey sende başladi, her şey sende bitecek, her şeyin çözumü sende; suçlu da sensin, suçsuz da. lyi de sen, kötu de. Mutsuz zaten sensin ama mutlu olabilecek de sen. Yollar uzun, yollar çok, yollar hep."
"Bilmiyor musun, Flaubert'e göre aşk, merak etmektir. Birine karşı ansızın merak duymak, korkunç bir merak... Onu tanımak, onunla nefes almak, dünyaya onunla yeniden gelmek istemek... Ona göre aşka en uzak cümle, senden nefret ediyorum değil, bilmek istemiyorumdur."