9/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2026 95. kitabı
Merhabalar Blake Crouch tarafından kaleme alınan Karanlık Madde, seçimlerin gücü ve paralel evrenler üzerine kurulu sürükleyici bir bilimkurgu gerilim romanıdır. Jason Dessen, sıradan bir hayat yaşayan bir fizik profesörüdür. Bir akşam eve dönerken kaçırılır ve gözlerini tamamen farklı bir dünyada açar. Burada hayatı bildiğinden çok farklıdır: Eşiyle evli değildir, oğlu yoktur ve kendisi ünlü bir bilim insanıdır. Jason, hangi hayatın gerçek olduğunu anlamaya çalışırken paralel evrenler arasında nefes kesen bir yolculuğa çıkar. Bir yandan kendi dünyasına dönmeye çalışırken, diğer yandan yaptığı seçimlerin insan hayatını nasıl şekillendirdiği sorusuyla yüzleşir. Anlaşılır ki bu evrendeki Jason (Jason2), yıllar önce ailesi yerine kariyerini seçmiş ve evrenler arası geçişi sağlayan gizemli bir "küp" (The Box) icat etmiştir.Jason, ailesinin olduğu "asıl" dünyasına geri dönebilmek için bu küpü kullanarak sonsuz sayıdaki paralel evren arasında tehlikeli bir yolculuğa çıkar. Bu yolculuk sırasında sadece fiziksel engellerle değil, aynı zamanda farklı kararlarının yarattığı alternatif benlikleriyle ve seçimlerinin ağırlığıyla da yüzleşmek zorunda kalır. Gidilmemiş yol" (path not taken) konseptini işler; seçimlerimizin kimliğimizi nasıl şekillendirdiğini sorgulatır. Kuantum mekaniğinin "çoklu dünyalar yorumu" ve Schrödinger'in Kedisi deneyi üzerine kuruludur.
Karanlık MaddeBlake Crouch · Doğan Kitap · 2018414 okunma
5/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 47. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 12:30
I never thought that one day I would read and finish this book, but here I am — I read it, I finished it, and just as I expected, it turned out exactly that way. The Love Hypothesis is a book full of clichés but with the “I’m going to break the clichés” kind of attitude. I’m not even sure where to start. I don’t know if I actually liked the book, but I enjoyed reading it. It flowed really well, so I can’t complain about that part. However, Olive constantly talking about how big Adam was started to annoy me. I wanted to tell her, “Yes, we get it, he’s a big guy. You don’t have to remind us every ten seconds!” After that, their dialogues… I don’t know, they felt really ridiculous to me. It was less of a romantic comedy and more of a romantic nonsense kind of story. But it was the type of book that didn’t require much thought, was easy to read, and flowed nicely. I already know that once I finished it, I wouldn’t think about it again. The movie adaptation is coming. I’m not sure if I’ll watch it, but maybe I will just to clear my mind and have something easy to watch. Bir gün bu kitabı okuyup ve bitireceğimi hiç düşünmezdim ama işte buradayım, okudum ve bitirdim ve tahmin ettiğim gibi oldu. Klişelerle dolu ama ben klişeleri yıkmaya karar verdim havası ile love hypothesis kitabı. Nereden başlasam emin değilim. Kitabı beğendim mi, ondan bile emin değilim ama okurken keyif aldım, yani akıp gitti okurken. O kısımda bir sorun yoktu ama olive'in sürekli adam ne kadar büyük demesi sinir bozucuydu. Kendisine gidip evet anladık, o büyük biri. Bunu her on saniyede bize hatırlatmana gerek yok! Sonrasında aralarındaki diyaloglar, bilmiyorum çok saçma geldi. Romantik komediden çok, romantik saçmalıklar üzerine bir kurguydu ama kafayı yormayan, akan ve bittiğinde bir daha
The Love HypothesisAli Hazelwood · Berkley Books · 20214,930 okunma
Reklam
EVRİM ve HAVADAKİ KÖY
Puan vermedi·280 syf.·
2026 16. kitabı
Jules Verne'in "Le Village aérien" (1901) adlı eseri, yazarın külliyatı içinde evrim teorisine ve Darwinizm'e en doğrudan temas ettiği, oldukça ilginç ve tartışmalı kitaplarından biridir. Türkçe'de genellikle "Havadaki Köy", "Afrika Ormanlarında" veya "Büyük Orman" adlarıyla bilinir. Verne bu kitabı yazdığında Darwin'in teorileri Avrupa'da büyük yankı uyandırmıştı. Kitap, "Kayıp Halka" (Missing Link) kavramı üzerine kurgulanmıştır. Kitaptan doğrudan evrim ve "insan-maymun" geçişi ile ilgili temaları yansıtan kilit bölümleri ve alıntıları ****aşağıda derledim: 1. "Kayıp Halka" (Missing Link) Tartışması Kitabın temel gerilimi, kahramanların karşılaştıkları "Wagddi" kabilesinin insan mı yoksa maymun mu olduğu üzerinedir. "Eğer bunlar maymunsa, daha önce hiç görülmemiş bir türdüler; yok eğer insan iseler, o zaman insanlığın en alt basamağında yer alıyorlardı." "Belki de doğa bilimcilerin o kadar uzun süredir aradığı, insan ile hayvan arasındaki o 'uçurumu' dolduracak olan 'eksik halka' (le chainon manquant) işte bu yaratıklardı." 2. Wagddi'lerin Tanımı Üzerine (İnsansı Özellikler) Kahramanlardan John Cort ve Max Huber, ağaçlarda yaşayan bu canlıları gözlemlerken sürekli fiziksel özelliklerini insanla kıyaslarlar. "Kollarının uzunluğu, ayaklarının yapısı, çenelerinin çıkıklığı... Her şey onlarda hayvani bir yapıya işaret ediyordu. Ancak gözlerindeki o parıltı, o zeka kırıntısı... İşte bu, bir hayvanda olamayacak bir şeydi." Max Huber sorar: "Bunlara ne diyeceğiz John? İnsan mı, hayvan mı?" John Cort cevaplar: "Onlara 'Pititecantropus' (Maymun-İnsan) diyebiliriz belki. Haeckel'in hayalini kurduğu, Vogt'un teorisini kurduğu o ara form." 3. Ateş Yakma ve Konuşma Yetisi (Evrimin Kriterleri) Verne, evrimsel basamakta "insan olmanın" sınırını genellikle "ateş
Havadaki KöyJules Verne · Alfa Yayınları · 202332 okunma
10/10
·104 syf.··
2026 53. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 09:15
"Bir gün yeni biçilmiş bir saman tarlasının kenarında eski bir karavan belirdi. Ne elektriği vardı ne de suyu.. Bir hafta sonra önünde iki testere tezgahı arasında kabaca yerleştirilmiş bir tahtadan oluşan bir masa koyulmuştu. Üzerine süslü bir baharatlık, birkaç askeri kamuflaj, matara, sırt çantası ve bir yemek takımı dizilmişti. Ve bir not; "BEDAVA". Birileri, "İhtiyacımdan çok daha fazlasına sahibim, o yüzden seninle paylaşmak istiyorum," diyor. Bu küçük eylemlerin birkaç kilometrelik bir kır yolunda gerçekleşmesi de tesadüf olmasa gerek. Vermek, vermeyi doğurur; armağan dolaşımda kalır. Ve böyle yolların sayısı tahminimizden çok daha fazladır."
Armağan YemişiRobin Wall Kimmerer · Kolektif Kitap · 20261 okunma
9/10
·207 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 00:00
Sinemayı sevdiğim kadar onunla ilgili kitapları okumayı da seviyorum ama her zaman iyi bir kitaba rastlamak mümkün olmuyor. Cündioğlu'nun kitabı iyi bir kitap. Kitabında yer verdiği filmleri ve bunlarla ilgili felsefi düşüncelerini okuyunca, hangi film sinemadır hangisi değildir tereddüt ettim. Varlığından haberdar olmadığım filmlerle karşılaştım. Merak ettiklerimi buldum ve izlemeye başladım. Bunların sayısı da 24 oldu. Kitap daha en başında, özsözüyle etkiledi. Önzösün sonundaki, "Bu önsöz Ingmar Bergman'ın Nattvardsgästerna (1963) adlı filminin yorumundan ibarettir." cümlesi bile beni üç filmlik bir yolculuğa çıkardı. Kitapta neler var? Tek bir sistematik kitap gibi değil, daha çok, dağınık ama tematik olarak birbirine bağlanan denemeler bütünü gibi. Sinemayı açıklamaktan çok, sinema ve yazarın felsefi düşünme biçimi arasındaki etkileşimden bahsediyor. Cündioğlu teknik film analizinden çok, “bakış” meselesine odaklanmış. Yani kamera, plan, kurgu gibi unsurlar ikinci planda kalıyor; asıl mesele, sinema aracılığıyla insanın dünyayı nasıl gördüğü ve gördüğünü nasıl anlamlandırdığı. Cündioğlu; sinemayı gündelik bir eğlence alanı olarak değil, ontolojik bir problem olarak ele alıyor. Sinema örneklerini analiz etmekten ziyade, düşünsel bir sıçrama noktası olarak kullanıyor. Düşünsel arka planda ise Heideggerci varlık sorusu, İslami metafizik referanslar ve klasik felsefe tartışmalarının izleri var. Konu başlıkları da ilgi çekici. Bunlarla birlikte, ne yazık ki, kitap bir "okur dostu" değil. Bazı filmlerin İngilizce veya Türkçe isimleri verilmemiş. Bunları kitap üzerinde not almak zorunda kaldım. Kitap sonunda bir liste yapılabilirmiş. Başka bir özellik de Cündioğlu'nun yazım dili. Evet, birkaç dili, kelimelerinin etimolojisi hakkında bilgi verecek kadar iyi biliyorsundur
Sinema ve FelsefeDücane Cündioğlu · Kapı Yayınları · 2012353 okunma
For House of the Dragon*
Puan vermedi·624 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 22:18
Deli Targaryenlerin hayatını merak ettiğim bir dizi sürecini geçirip 3. Sezon gelmeden önce meraktan ölmeme adına başladığım Ateş ve Kan hakkında birkaç duygu düşünce şeysidir…. Öncelikle Ursula Le Guin dışında fantastik edebiyat okumadığım için acaba onca ismi aklımda tutar mıyım, ders çalışır gibi roman mı okunur, ben kpss çalışırken bile Osmanlı hanedanı hakkında not tutmadım buna mı tutayım gibi kaygılarım olmasına rağmen tüm bunların gereksiz olduğunu ilk sayfalardan hissettiren G. R. R. Martin dedeye teşekkürler…. İlk sayfalardan hemen içine alıp basit ama nüktedan bir kalemle yazılan kurgu OHA BEN FANTASTİK EDEBİYAT SEVERMİŞİM hissi yarattı. Öğretmenler odasında bazen kahkaha atmana vesile olduğu için çevreme bakıp lan beni deli sanmasınlar bakışı atıp kimsenin olmadığını fark edince devam etmem de cabası…. Global platformlar diziyi feminist ve queer bir düzlemde çekiyor sanırken kitapların da bu şekilde yazılmış olması benden tam puan aldı. Sadece Targaryenler deli sanırken diğer hanelerin de onlardan aşağı kalır yokmuş. Hepsi manyak abv, ahanda şu karakter iyi diyeceğimiz kimsenin olmamasına ayrıca bayıldım…. Kitap vadideki nehirler gibi aktığı için sabah akşam okudum… arkadaşlarımın goygoy görüşmelerini hep ertelememe sebep olup sosyalleşmeyi unutsam da aldığım keyif paha biçilemez. Dizinin yeni sezonuna bir hafta kalmışken beklentiyi arşa çıkardım bekliyorum!
Ateş ve KanGeorge R. R. Martin · Epsilon Yayınevi · 20191,506 okunma
Reklam
Reklam