En sevdiğim mangayı analiz etmezsem hep bir şeyler eksik kalacakmış gibi hissediyorum bu yüzden uzun uzadıya yazıyorum;
Merkezdeki Death Note defteri yazının gerçekliği belirlediği bir ontolojik kırılma yaratır normalde isim sadece bir etikettir ama burada isim varlığın kendisine bağlanır bu da insanı insan yapan şeyin bedeni değil tanımlanabilirliği olduğu fikrini öne çıkarır, bu tanım kontrol edilebilirse gerçeklik de kontrol edilir yani defter bir silah değil tanımın mutlaklaşmış halidir
Light Yagaminin dönüşümü klasik bir kötüleşme hikayesi değil aydınlanmanın çöküşüdür
Light ismi bile semboliktir ışık, bilgi, düzen ve akıl anlamı taşır ama manga bu ışığın gölge üretmeden var olamayacağını da gösterir, adalet anlayışı benimseyen karakter daha sonra kendisini tanrı kompleksinin içinde bulur, gerçek hakikat sandığımız gibi olmayabilir, mutlak doğru yoktur
L karakteri bu yapıda bir karşıt kahraman değil bir denge bozukluğudur kesinlik sunmaz sürekli ihtimal üretir bu yüzden L hukuk düzenini temsil etmekten çok hukukun eksikliğini temsil eder onun varlığı sistemin asla tamamlanamayacağını hatırlatır L'in amacı kazanmak değil mutlak yargıyı sürekli geciktirmektir
Ryuk ise insan merkezli ahlakın dışında duran bir tanıktır o iyi ya da kötüye bakmaz sadece sonucu izler bu da hikayeye kozmik bir soğukluk kazandırır çünkü insanın adalet savaşı evrensel ölçekte bir anlam taşımayabilir
Mangayi ilgi çekici kılan sebeplerinden biri hiçbir karaktere tam haklılık verilememesidir
Lightın idealizmi anlaşılır ama tehlikelidir
Lnin adaleti güven vericidir ama eksiktir
Ryukun tarafsızlığı gerçektir ama rahatsız edicidir
Bu yüzden eser tek bir doğru sunmaz doğru üretme fikrinin kendisini sorgular
Son olarak Death Note un en güçlü yanı güç bozulur klişesini anlatmak değil güç ve
Death Note | Kısa Kitap İncelemesi
Bir defter düşün… Adını yazdığın herkes ölüyor.
Death Note, sadece bir manga değil; adalet, güç ve ahlak kavramlarını sorgulatan müthiş bir zihin savaşı. Light Yagami’nin “daha iyi bir dünya” yaratma isteği ile L’nin zekâ dolu hamleleri, sayfaları durmadan çevirmene neden oluyor.
Her bölümde gerilim biraz daha artıyor ve kimin haklı olduğuna karar vermek giderek zorlaşıyor.
Zekâ savaşlarını, psikolojik gerilimi ve ters köşeleri seviyorsan Death Note kesinlikle okunmalı.
Puanım: 9/10
Unutulmaz bir manga deneyimi.
Death NoteTsugumi Ooba · Shueisha · 2020278 okunma
Sevmeyeni sorgulatacak türden bir seri gerçekten çok güzel beğendim. Bi başladınız mı akıp gidiyor zaten eğer polisiye arayanlar varsa (ve hala okumamış olan varsa) kesinlikle ve şiddetle öneriyorum.
Herkesin hayatında en az bir kere oradan buradan duyduğuna emin olduğum ve pek çoğunun de okumuş olduğu o seriye ben de başladım. Öncelikle buradan Maxiene 'e teşekkür ediyorum -başarısızlıkla sonuçlanan dublaj denemelerinden sonra- beni bu seriye başlattığı için. ♡
(Not: Kendisi spoiler vermemek için zor duruyor biran önce okumazsak her şeyi öğreneceğim.)
Şimdi gelin,incelemeye geçelim. (İncelemede spoiler bulunmaktadır!!)
Aslında ana karakterin ne kadar sıkıntılı bir psikolojik ruh halinde olduğunu herkes anlamıştır. Öyle ki, eline geçen bu dehşet verici gücü yadırgamak yerine onu kullanmayı seçen Light, sanki hayatının anlamı buymuşçasına daha en başından önemsiyor bu defteri. Zaten bir kısımda görüyoruz, hikâyenin başında sırf canı sıkıldığı için bunu yaptığından bahsediyor. Bence Light, sahip olması gereken her şeye sahip olduğu ve hayatının anlamını farklı şekillde aramak istediği için böyle bir şeye başvuruyor. Düşünsenize, ülke birincisisiniz ve tek yaptığınız ders çalışıp sorumluluklarınızı yerine getirmek. Robot gibi bir şeylere ayak uydurmak, bir rutine bağlı kalmak. 17 yaşında,öğrenci olan Light aslında ondan istenen her şeyi yerine getirmiş ve daha üstüne çıkamazmış gibi duruyor. Kimi zaman bizler de isteklerimizin sonuna ulaşırız, ötesini göremeyiz kimi zaman da rutinlerimizden sıkılırız, Light'ta olanda buna benzer bir şey işte.
Ancak sorun tam da bu noktada başlıyor. Light bu işe kötüleri temizlemek için başladığını söylüyor ama yaptığı şey kendi egosunu tatmin etmek,kendini yüceltmek ve kendisini bir "tanrı" yerine koymak. Peki ya Light,L. ile girdiği savaşta kötüleri temizlemek yerine iyileri öldürseydi? O zaman ne olurdu sahi? Aslında değişen tek şey ölen kişilerin "ahlak" bakımından farklılıkları olurdu. Light'in içten içe istediği şey pekte
Elinizde bir defter olduğunu düşünün.
İsmi yazılanın öldüğü, gizemli ve ürkütücü bir defter...
Bunu kullanmaya cesaret edebilir miydiniz?
Peki ne amaçla kullanırdınız?
Dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek gibi güzel bir amaç için kullanmak sizi "iyi biri" mi yapar yoksa "gizemli bir katil" mi?
Önyargılı olduğum manga eserlerine, oğlumun yoğun ısrarları sonucu başladım. Bazı eserler var ki, basit gibi görünse de sizin nerden baktığınıza, nasıl bir sonuç çıkarmak istediğinize göre anlamı değişir. Bu da böyle bir eser oldu benim için.
Dışarıdan bakıldığında fantastik bir kurgu lakin bende bıraktığı etki bundan fazlası.
Hırs ve gücün insanın üzerinde nasıl bir hakimiyete dönüştüğünü gösteren bir kitap..
Satranç gibi strateji ve planlamanın önemini gösteren,
Her hamlenin sonuçlarının hesaplandığı bir zeka savaşı adeta..
Üzerinde düşünülmeye değer, sarsıcı ve bir o kadar da sürükleyici bir yolculuktu.
Aklımdaki en çarpıcı sorusu şu:
Mutlak güç, insanı gerçekten kaçınılmaz olarak değiştirir mi?
Sokrates ölüme mahkûm edildiğinde eşi Ksantippe ağlayarak "Seni haksız yere asacaklar/öldürecekler" dediğinde, Sokrates tarihe geçen şu cevabı vermiştir: "Ne yani, bir de haklı yere mi assalardı?". Bu söz, onun haksız bir idamı, haklı bir idama tercih ettiğini ve adaletsizliğin kendisinden ziyade onu yapanın utancı olduğunu vurgulamıştır.
Platon’un ¨sokrates'in savunması¨ kitabının
ya da daha doğru ifade ile diyaloğunun devamı niteliğindeki diyalog.
eser baldıran zehrini içerek hayatına son vermeden önce sokrates’i zindanda ziyaret edip ona, onu kaçırma teklifinde bulunan öğrencisi ve dostu kriton ile arasındaki devlet, yasalar ve yurttaşlık temelli muhabbete ve akıl yürütmeye dayanır. sokrates kendisini kurtarmaya gelen kriton’un teklifini, eğer böyle bir şeyi kabul ederse hep savunduğu erdemli olma idealine karşı bir hareket yapacağını, yasalara karşı geleceğini, yani kısaca kendisiyle çelişeceğini -kriton’u bunu inandırarak- öne sürerek reddeder. bu anlamda bu görüşlerin tarihte ¨toplum sözleşmesi¨nin ilk örnekleri olduğu savunulabilir.
Ayrıca haksızlığa haksızlık yaparak karşılık vermenin ve kötülüğe kötülük yaparak karşılık vermenin erdemsizlik olduğunu savunarak, doğruluktan ayrılmamayı salık verir.
Son olarak sokrates için asıl zenginlik ne mal ne mülk ne şöhrettir; onun için asıl zenginlik bilgidir.
Okunması gereken kısa ama etkili bir diyalog.