Netoçka Nezvanova Dostoyevskininin sürgün öncesi son eseri. Esere başlamadan bilmek gerekiyor, eser tamamlanmamış, yarım kalmış. Sürgün sonrasında Dostoyevski yeniden geçmişe dönüp eseri tamamlamak istememiş. Tüm bunlardan sonra konusuna gelelim. Eserin konusunu genel olarak Netoçka Nezvanova isimli kız çocuğunu dramatik yaşam öyküsü oluşturuyor. Hikayemiz şöyle başlıyor Netoçka sefalet içinde bir evde annesi ve üvey babasıyla yaşamaktadır. Annesi kıt kanaat yaşamaya alışmış, gecesini gündüzüne katarak evin geçimini sağlamaya çalışan cefakar bir anne modelidir.Üvey baba Yefimov ise elindeki her şeyi içkiye veren sefil ve hırpani bir adamdır. Yaşama tutunmasını sağlayan yegane şey içindeki sanat aşkı ve bir gün icra ettiği keman hususunda büyük bir usta olma hayalidir. Mamafih ona göre karısı yaşadıkça böyle bir şey imkansızdır. Sanatta yükselme ve yücelme idealini karısının ölümü gibi saçma bir sanrıya bağlamıştır.Annesinin ölümü Netoçka’da çok derin bir yara açar bu yara babada bir gerçekle yüzleşme şeklinde tezahür eder.Bu gerçek kendisinin hiç de güçlü bir sanatçı olmadığı ve sanatı için karısının sadece palyatif bir bahane olmasıdır.(Yefimov bu yönüyle modern insanın gözünün önündeki gerçekleri reddederek yalanlara inanma arzusunu temsil ediyor.) Babanın yüzleştiği bu gerçek kendisinin de kısa bir sürede sefil bir şekilde ölmesine sebep olur. Netoçka’nın savruluş hikayesi de bundan böyle başlamakta.Garip bir raslantı sonucunda Netoçka bölgenin prensinin evine alınır.Bu alışık olmadığı yaşam ve insan tarzlarına adapte olamaz, onların arasında adeta çölde açmış bir gül yaprağı gibi sırıtmaktadır. Burada Fransızca ve sanat eğitimi almaya başlar. Yüreğindeki eşsiz yara ve sancılara sanatın hiçbir şubesinin zerre kadar fayda etmeyeceğinin bilincinde