Sema Kaygusuz’dan okuduğum ilk eser. Ben öykü türünü pek seven bir okur değilim. Ancak bazen kısa bir şeyler okumak istediğim için yazardan iki kitap aldım. Doyma noktasına dair izlenimlerim de şu şekilde.
Kitabın nerdeyse yarısını kaplayan ilk hikaye benim için çok da etkileyici değildi. Geçmişin hüzünlü anılarını sandık lekesi metaforuyla çok ama çok ağdalı bir dille işliyor Sema Kaygusuz. Bu kadar dil oyunu bu kadar incelikli anlatım beni bir süre sonra hikayeden koparıyor. Anlamaya çalışırken akışı kaçırdığımı hissediyorum. Fazla “ çabalı” buluyorum bu tarz anlatımları. Hikayelerin genelinde de bu durum mevcut. Dili çok zengin, imgeler metaforlar havada uçuşuyor ama kitap bana değmiyor. Bu kitabın aslında en güçlü yönü ancak aynı zamanda hikayelerin içine girmeyi de zorlaştıran kısmı.
Kitaba dair en sevdiğim şey içerikle bölüm isimlerin uyumu sanıyorum. Özellikle kitaba ismini veren Doyma Noktası.
Yazara başlamak için doğru kitap mı emin değilim. Elimde 2 kitabı daha var. Okumaya devam edeceğim.