Kişi doğru olduğuna inandığı bir hayat yaşamaya başlayıp, toplumun veya çevresinin gerçeklerini sorguladığında bu durum bir süre sonra dışlanma ve yalnızlaşma riskini meydana getirir. Çünkü insanlar yerleşik olan düşüncelerin, uygulamaların eleştirilmesine veya sorgulanmasına pek tolerans tanımak istemez. Bunun için de böyle bir çaba içinde olan insan risk olarak kabul edilir ve bir süre sonra kaçınılmaz müdahaleler başlar. Dolayısıyla, insanın özgür olma çabası ve inandığı şekilde yaşama isteği sorumluluk getirir. Kişinin bu sorumluluğun yükünün altına girmesi, tercihlerinin gereklerini yerine getirmek için sürekli çaba sarf etmeyi kabullenmesi ve bu tercihlerinin risklerini göğüsleme konusunda da istekli olması gerekir. İşte bu noktada çoğu insan böyle bir arayışın içine girip bu tarz durumları yaşamaktansa, iradesini ikinci plana atıp sorgulanmamış günü birlik bir hayat yaşar. İnsanların büyük çoğunluğunun yaşadığı şey de budur. Böyle bir hayat da filozofun ifade ettiği gibi "yaşanmaya değer değildir."