PAPATYA VE KELEBEĞİN HİKAYESİ
Günlerden bir gün uzak diyarlarda küçük bir tırtıl dünyaya gelir. Doğal iç güdüleri sayesinde ilk olarak beslenmeye başlar tırtıl. Belirli bir büyüklüğe gelene kadar her bulduğunu yemiş, küçük tırtıl. Koza örebilecek büyüklüğe geldiğinde, kendine güvenli bir yer bulmuş ve kozasını örmeye başlamış. Ördüğü kozanın içerisinde uzunca süre kalarak büyümeye devam etmiş. Küçük tırtıl kozasının içerisinden çıkarken, artık rengarenk bir kelebek olarak çıkmış. Minik kelebek uçuyor olmanın mutluluğu ile oradan oraya uçmaya başlamış. Ormanın her yerini karış karış uçarak gezmiş. Dağlar tepeler aşmış ve birçok vadilerden geçip gelmiş. Son olarak yemyeşil ve rengarenk çiçeklerin olduğu bir vadiye gelerek orada kalmaya karar verir. Derken, etrafı şaşkın şaşkın izleyen kelebek bir de ne görür! Muhteşem bir çiçek. Daha yanına yaklaşmadan yüzlerce çiçeğin arasından gözüne çarpar ve yanına giderek tanışmayı ister. Yüzlerce rengarenk çiçeğin üzerinden geçerek muhteşem çiçeğin yanına gelir.
Merhaba demiş kelebek, sizi uzaktan gördüm ve yanınıza tanışmak için geldim. Papatya nazlı nazlı süzülerek merhaba hoş geldin demiş. Böylece kelebek ve papatya tanışarak konuşmaya başlamışlar.
Kelebek, papatyaya hayat hikayesini anlatmış. Nereden geldiğini, hangi dağlardan, tepelerden ve vadilerden geçtiğini teker teker anlatmış.
Papatyada, kelebeğe hayatını anlatmış ve birbirlerinden hoşlanmaya başlamışlar. Kelebek bütün zamanını papatyanın yanında geçirmeye başlamış.
Gece olunca birlikte yıldızları izleyip, ateş böceklerinin danslarını seyretmişler. Gün ağarmaya başlayıp, güneş çıkınca kelebekte kanatlarıyla papatyayı, güneşin yakıcı sıcağından korumuş. Kelebek papatyayı çok sevmiş.
Kelebek papatyayı öyle çok sevmiş ki, biran bile yanından ayrılmak istememiş ve
"Zekayı, dış görünüşten daha çok önemsediğin bir yaş var. O saatten sonra kimsenin kılık kıyafeti şayet aptalın tekiyse dikkatimi çekmiyor. Emin olduğum bir şey var.
İçi çürük olanlar dışını parlatmaya daha çok özen gösteriyor..!"