Güven saf birşeydir, epeyde güçsüzdür-düşünülmemiş bir şeydir, kendiliğinden olur: 'vardır ya da yoktur.' Benim sözünü ettiğim 'kuşku duymama' ise bilinçlidir, düşünülerek takınılmış bir tavır, her seferinde yeniden düşünülerek bulunulan bir eylemdir.
Tümcelerime özen gösteririm ben (senin eleştirdiğin gibi de, kendime, öteki insanlara, görünüşlere, 'dış' şeylere göstermem o özeni-yalnızca 'içteki' şeylere; anlama ve anlamı aktaran şeye, tümceye gösteririm: anlam, her şeydir)
İnancım olmasa bile inadım vardı. Ölmeyi becemiyorsam, küçük de olsa anlamlı işler yapmalıyım diyebiliyordum. Galiba o duyguyu yitirmeye başlamıştım. İçimdeki umut ağır ağır ölüyordu.
Eskiden de berbat bir yerdi dünya, eskiden de rezildi insanlar, şimdi de öyle. Belki daha da fena. Karamsar konuşuyorum belki, ama geleceğe güvenimi yitirdim Evgenia. O kadar çok hayal kırıklığına uğradım ki, artık umut etmek istemiyorum. En saf, en masum sandığımız kişiler bile binbir hesap içinde. Hem de kirli, kanlı hesaplar. En fenasına hazır olmak lazım. O zaman daha az mutsuz oluruz…