Öyle bir çocukluk ki insan yalnizca yediklerini hatirliyor. Sonra karanlık ve büyük bir sandalın dip alti. Sallanan dünya, sallanan hayat, sallanan bir cocuklugun hayretle bakan gözleri. Anlayabilmek için herşey çok erken, anlasilabilmek için içi dilsiz. Uzaklarda kalan bir orman, bir köy, bir ana. Büyük bir ihtimalle artık yaşamayan bir ana.