“Bir yetişkinin erkenci kuş mu, yoksa baykuş mu olduğu -yani kronotipi- büyük ölçüde genetiğiyle belirlenir. Gece baykuşuysanız annenizin ya da babanızın (veya her ikisinin de) gece kuşu olması olasıdır.
Ne yazık ki toplum gece kuşlarına iki açıdan haksızlık etmektedir. İlki, gece kuşunun sabahın ilk saatlerine kadar uyumamasından ötürü daha geç saatlerde uyanma eğilimi yüzünden tembel olarak yaftalanmasıdır. Diğerleri (yani erkenci kuşlar) gece kuşlarını bu tür tercihlerin bir seçim olduğu varsayımıyla kınar ve bu kadar sorumsuz olmasalar kolayca erken kalkabileceklerini iddia ederler. Oysa böyle olmayı gece kuşları seçmemiştir. Kaçınılmaz bir DNA donanımı sonucu ertelenmiş bir programa tabidirler. Bu bilinçli bir hatadan çok, genetik yazgılarıdır.
Diğeri ise toplumda iş planlamasının kökleşmiş, eşitliksiz oyun alanının baykuşları cezalandıracak, erkenci kuşları ise kayıracak şekilde erken başlama yanlısı olmasıdır. Bu durum iyileştirilme yolunda olsa da standart istihdam düzenlemeleri baykuşları doğal olmayan bir uyuma-uyanma ritmine zorlamaktadır. Bunun sonucunda hem baykuşların iş performansı sabahları optimal olmaya çok uzak kalır hem de standart çalışma saatleri akşam olmadan son bulduğu için akşamüstü ve akşam saatlerinde gerçek potansiyellerini sergilemeleri de mümkün olmamaktadır. Daha da önemlisi, erkenci kuşlarla birlikte uyanmak zorunda bırakılan ve geceleri erken uyuyamayan baykuşlar kronik bir şekilde uykusuz kalmaktadırlar. Bu nedenle baykuşlar aşırı yorgunluk çekerler. Dolayısıyla da bu grupta uyku eksikliğinden kaynaklanan depresyon, anksiyete, diyabet, kanser, kalp krizi ve felç gibi hastalıklara daha fazla rastlanmaktadır.”