Nihal Soykan

Nihal Soykan
@nsoykan
“Bir yetişkinin erkenci kuş mu, yoksa baykuş mu olduğu -yani kronotipi- büyük ölçüde genetiğiyle belirlenir. Gece baykuşuysanız annenizin ya da babanızın (veya her ikisinin de) gece kuşu olması olasıdır. Ne yazık ki toplum gece kuşlarına iki açıdan haksızlık etmektedir. İlki, gece kuşunun sabahın ilk saatlerine kadar uyumamasından ötürü daha geç saatlerde uyanma eğilimi yüzünden tembel olarak yaftalanmasıdır. Diğerleri (yani erkenci kuşlar) gece kuşlarını bu tür tercihlerin bir seçim olduğu varsayımıyla kınar ve bu kadar sorumsuz olmasalar kolayca erken kalkabileceklerini iddia ederler. Oysa böyle olmayı gece kuşları seçmemiştir. Kaçınılmaz bir DNA donanımı sonucu ertelenmiş bir programa tabidirler. Bu bilinçli bir hatadan çok, genetik yazgılarıdır. Diğeri ise toplumda iş planlamasının kökleşmiş, eşitliksiz oyun alanının baykuşları cezalandıracak, erkenci kuşları ise kayıracak şekilde erken başlama yanlısı olmasıdır. Bu durum iyileştirilme yolunda olsa da standart istihdam düzenlemeleri baykuşları doğal olmayan bir uyuma-uyanma ritmine zorlamaktadır. Bunun sonucunda hem baykuşların iş performansı sabahları optimal olmaya çok uzak kalır hem de standart çalışma saatleri akşam olmadan son bulduğu için akşamüstü ve akşam saatlerinde gerçek potansiyellerini sergilemeleri de mümkün olmamaktadır. Daha da önemlisi, erkenci kuşlarla birlikte uyanmak zorunda bırakılan ve geceleri erken uyuyamayan baykuşlar kronik bir şekilde uykusuz kalmaktadırlar. Bu nedenle baykuşlar aşırı yorgunluk çekerler. Dolayısıyla da bu grupta uyku eksikliğinden kaynaklanan depresyon, anksiyete, diyabet, kanser, kalp krizi ve felç gibi hastalıklara daha fazla rastlanmaktadır.”
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
“Prefrontal korteks yüksek düzeyde düşünceyi ve akıl yürütmeyi denetler ve duygularımızı kontrol altında tutmaya yardım eder. Bir gece baykuşu çok erken saatte uyanmaya zorlanırsa prefrontal korteksi "çevrimdışı" kalır. Sabahın erken saatlerinde çalıştırılan soğuk bir motor gibi, ısınıp işleyecek duruma gelmesi zaman alır ve öncesinde verimli bir şekilde çalışmaz.”
“Beyninizin ortasında oturan bu yirmi dört saatlik biyolojik saate suprakiazmatik çekirdek denir. Anatomik dilin büyük bir kısmında olduğu gibi telaffuzu zor olsa da bu kelime de anlamını kendi içinde taşımaktadır: "Supra" üstünde, "kiazm" (chiasm) ise kesişim noktası demektir. Göz kürelerinizden gelen optik sinirlerin kesişim noktası. Bu sinirler beyninizin ortasında buluşur ve etkili bir şekilde taraf değiştirirler. Suprakiazmatik çekirdeğin bu keşişim noktasının hemen üstünde olması sebepsiz değildir. Her iki gözden gönderilen ışık sinyalini, görsel işleme için optik sinirler üzerinden beynin arka tarafına doğru yol alırlarken "örnekler". Suprakiazmatik çekirdek bu güvenilir ışık bilgisini içsel saatin doğasında var olan sapmayı önleyip tam yirmi dört saatlik bir döngüye ayarlamak için kullanır.”
“De Mairan bitkiyi bir gün boyunca gece gündüz zifiri karanlıkta tutacak bir kutuya koydu. Bu yirmi dört saat süresince arada sırada bitkiye kontrollü karanlıkta göz atıp yaprakların durumunu gözlemledi. Bitki gün boyunca ışığın etkisinden tamamen koparılmasına rağmen güneşleniyormuş gibi davrandı, yaprakları gururla açılmıştı. Sonra gün sonunda güneşin battığının işaretini almış gibi kapanıp soldu ve gece boyunca öyle kaldı. Bu devrimsel bir keşifti: de Mairan canlı bir organizmanın kendi zaman döngüsünü takip ettiğini, aslında güneşin ritmik emirlerine köle olmadığını göstermişti. Bitkinin bir yerinde, zamanı dış dünyadan gün ışığı gibi herhangi bir işaret almadan izleyebilen yirmi dört saatlik bir ritim belirleyicisi vardı. Bitkinin sadece bir sirkadiyen ritmi yoktu; endojen, yani kendi kendini yaratan bir döngüsü vardı.”
“Vücudun alt katında ise uyku, bağışıklık sistemimizin cephanesine sürekli takviyede bulunur, habis sorunlarla savaşır, enfeksiyonu önler ve her türlü hastalığa karşı koruma sağlar. Uyku, insülin dengesini ayarlayarak ve glikozun dolaşımını sağlayarak metabolizmayı yeniler. Ayrıca iştahımızı düzenler ve yemeğe saldırmak yerine sağlıklı yiyecek tercihleri yaparak kilo kontrolü sağlamamıza da yardımcı olur. Yeterli uyku bağırsaklarınızda, beslenmeyle ilgili sağlığımızın büyük bir kısmının başladığını bildiğimiz mikrobiyomun sağlıklı bir şekilde korunmasını sağlar. Yeterli uyku ayrıca kardiyovasküler sistemimizin formda olmasıyla da yakından ilgilidir; kalp sağlığımızı korurken kan basıncını düşürür. Dengeli beslenme ve egzersiz hayati önem taşır, evet ama artık bu sağlık üçlemesinde uykuyu da önemli bir güç olarak görüyoruz. Bir gecelik eksik uykunun neden olduğu fiziksel ve ruhsal sıkıntıların yanında gıda ve egzersizin eşit miktarda eksikliğinin neden olduğu sorunlar hafif kalıyor. “