Bir kadının hayatı kendinden duyduğu nefretin ateşinde de ölüp gidebilir, çünkü kompleksler soğuktan yakabilirler ve en azından belli bir süre için, o kadını korkutmayı başararak onun için önemli olan çalışmalara ya da hayata yakın durmasını önleyebilirler. Gitmemekle, hareket etmemekle, öğrenmemekle, arayıp bulmamakla, elde etmemekle, üstlenmemekle, olmamakla yıllar harcanır.
Genellikle kişisel gelişim kitapları okuyan biri değilimdir. Belki de o yüzden bana hitap etmemiştir diye düşünüyorum ama bir yandan da ortalama bir kişisel gelişim kitabından da yüzeysel, üstünkörü ve ne yazık ki indirgemeci olduğunu düşünmeden de edemiyorum. Ikigai konsepti ve Doğu felsefesi ilginç, evet; ama bu kitapta ikigai konseptine dair derinlemesine incelenmiş, anlamlı, ayakları yere basan bir anlatı yok.
En şaşırdığım taraflarından biriyse yazarın sesini hiç duymuyor olmamız. Bize hayatınıza anlam katacak bir şeyler bulmalısınız fikrini belki yirmi farklı şekilde söylüyor ama kendi sürecine dair herhangi bir şey yok. Bu yüzden de yazarın sesini duymak pek mümkün değil. “İyi beslen, amacını bul, yeşil çay iç” tavsiyelerini dinlediğimiz kendisine dair hiçbir iz barındırmayan, ama nasıl oluyorsa hayatın amacını bulmaktan (kaldı ki “amaç”ı bazen “anlam”la alternatifli olarak kullanıyor olması dehşet verici) bahseden birkaç detay dışında da altını çizebileceğim hiçbir şeyin olmadığı bir kitap.
Tanrım, değiştiremeyeceğim şeyleri
Sükunetle kabul etme lütfunu bahşet,
Değiştirmem gereken şeyleri
Değiştirmek için cesaret
Ve ikisi arasındaki ayrımı
Yapabilmek için bilgelik ver.