Ayşe BALCAN

Ayşe BALCAN
@nu__pel
Ali Kaptanoğlu (Atilla İlhan), “ Ne garip, şehirlerde pembe panjurlu, köylerde beyaz badanalı evler. Umutlarımız da, hayallerimiz de köyün çitlerini, evin duvarlarını aşamamış; nasıl da çocukmuşuz, nasıl da masum!” diyor.
Sayfa 75·Kitabı okudu
Reklam
Elbet bir gün, bütün çiçekler beyaz açar Hür ve mesut bir şarkı halinde Penceremizden uzanır nur. İstediğimiz şekilde doğar gün, Dilediğimiz gibi yağar yağmur.
Sayfa 74·Kitabı okudu
Orhan Selim (Nazım Hikmet), Sinop Cezaevi’ni, orada yatan Sabahattin Ali’yi düşünüyor. Karadeniz’in deli dalgalarıyla oyalanan düş gücünü… Sabahattin Ali “Aldırma gönül” demişti, Orhan Selim’in aslı da “ Yeter ki kararmasın sol memenin altındaki cevahir!” Demek ki kalın duvarların ardında insan böyle ayakta kalıyordu. Hep bir umut vardı, hep bir direnç. Yaşamın gölgesi hep insanın üstündeydi.
Sayfa 73·Kitabı okudu
Edebiyat
A. Metin (Sabahattin Ali) “ çok çocuk yapın” diye haykıranlara sesleniyor; Hayır, rızkını vermediğimiz, veremediğimiz müddetçe ne çocuk ne nüfus isteyemeyiz. Karnını doyuramadığımız, sıhhatini koruyamadığımız, tahsilini temin edemediğimiz her çocuk, “bu memlekete yüz milyon lazım!” Diyenlerin gözüne, onları gaflet uykularından uyandırmak için sokulmuş birer parmaktır. Bize yarının hastanelerini, darülacezelerini, cezaevlerini dolduracak, cahil, mesleksiz, serseri yüz milyonun lüzumu yok! Bize, insan gibi yaşamak, hayatın nimetlerinden istifade etmek imkanlarına, hiç olmazsa bu sakat tedbirleri tavsiye edenler kadar sahip yirmi milyon vatandaş, daha faydalıdır. Bunun için, bu işi kabuğundan değil, çekirdeğinden ele almak, evvela bu memlekette sefaletle, cehaletle, içtimai müsavatsızlıkla, hülasa bütün geri taraflarla hep birden mücadele etmek lazımdır. Hiçbir içtimai mesele tek başına var olamaz, hepsi birbirine zincirleme bağlıdır. Zincirin bir halkasını ele alıp üst tarafını unutursak, köylerde on çocuk doğurup bilgisizlik, bakımsızlık, sefalet yüzünden ancak ikisini yaşatabilen anaları; sıtmadan, veremden ölen, trahomdan kör olan yetişkinleri düşünmeden “Fazla çocuk doğurmuyoruz da ondan küçük ve geri millet olarak kalıyoruz!” diye bağırırsak, gülünç vaziyette düşmüş oluruz. Bize yeni bir hayat getirecek yeni bir nesil, yeni bir hamle, yeni bir dünya görüşü gerek. Ama istediğimiz bu yeni hayat, yukarıda söylediğimiz çocukların sattığı cinsten, sefil ve korkunç bir “Yeni hayat!” değil. Her şey nasıl da bugündü. Değişmeyen bir şeyler vardı sanki… Sabahattin Ali yaşasaydı, bu yazıyı bugün de yazacaktı demek ki… Bugün de “ çok çocuk” değil, sokaklarda dilenen, savaşın yerinden yurdundan ettiği çocuklar için yeni bir hayat dileyecekti… Ve belki bugün de…
Sayfa 68 - Doğan kitap·Kitabı okudu
Elbet bir gün, bizim de sevgilim köyümüzde beyaz badanalı bir evimiz olur…
Sayfa 63·Kitabı okudu
İnsana ve Hayata Dair
Reklam