Çok güzel öyküler okudum ben bu kitapta. İçinde çeşit çeşit insanlar var. Çöpten karton vs. toplayarak hayatını geçindiren bir adamın, içinde şeytan yaşadığına inanan kardeşini öldüren bir çocuğun, istemediği hayatların içinde bulunan gelinlerin , futbola aşık bir erkeğin, kör bir eşeğin hikayelerini bulacaksınız. Bu hikayelerin kiminin sonu intihar kiminin ölümle bitecek.
Kısa ama çarpıcı hikayelerdi.
Az ama öz sözünün örneği. Zweig , seni ne zaman okusam doydum.
Kısa beş öyküyü barındırıyor içinde. Hepsi ayrı etkiledi beni. Ama en çok Albaya üzüldüm.Bir solukta okunacak bir kitap. Okuyunuz. :)
Masa.
Bir dergi için oldukça anlamlı buldum bu ismi.
Editörü Funda Acar 'ı başka bir mecrada severek takip ederken 13. Sayısı olmasına rağmen yeni farkettim dergiyi.
Bu ay ki kapağında Stefan Zweig var.Aslında aylardır dikkatimi çekmeyen bu derginin bu ay dikkatimi çekmesinin sebebi bu bile olabilir. Zweig 'in hayatına 6 sayfa ayrılmış.Okurken yazarlarıyla sohbet ediyormuş havası esiyor. Samimi beğendim.
Okuyunuz.
"Gerçekten bir şey yapmak istiyorsanız, bütün evren sizin yararınız için işbirliği yapacaktır. "
Hikaye bu mesaj baz alınarak oluşturulmuş.
Koyunlarının arkadaslığı ile dünyayı gezmeyi hayal eden bir çoban bir gün rüya görür. Ve bu rüyanın peşine takılır,hayatı artık farklı bir amaç için akmaya başlar : Mısır Piramitlerinin yanındaki hazine..Bu amaç için çıktığı yolda bir benliğin değişiminin hikayesi bu.
Büyük beklentilerle başladığım bir kitaptı.Kitabın bu kadar okunmasının sebebi yalınlığı oldugunu düşünüyorum.
Kitap bitince bende oluşan tadı somutlaştırmak gerekirse şekersiz çay içen bir insanın şekerli çay içmesi gibi bir şey. :)