ELİF NUR BALTACI

ELİF NUR BALTACI
@nurbltci
Kendime ait alan! Kafa dağıtmaca! *Ve hepimizin içinde, saklamaya çalıştığı bir çığlık var*
8/10
·282 syf.··
Beğendi
·
2022 1. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 20 Mart 2022 00:00
Saat gece 02.00 kitabı bitir bitirmez yorumumu hemencecik paylaş istedim. İyi okumalar… GECE YARISI KÜTÜPHANESİ "olmak istediğim her şeyi olmam, yaşamak istediğim bütün hayatları yaşamam mümkün değil. istediğim bütün yetenekleri geliştirmem mümkün değil. istememin nedeni ne peki? hayatımda olası bütün zihinsel ve fiziksel deneyimlerin her bir rengini, tonunu ve her çeşidini yaşamak istiyorum." kitap Sylvia Plath'tan alıntı bu ön söz ile başlıyor. bu cümleleri söyledikten ne kadar zaman sonra intihara karar verdi Plath bilemiyorum. aynı sözlerin bir benzerini tekrar tekrar kendime çok söylemişimdir. Belki de kastettiği şey kitaplar yoluyla bu tecrübeyi yaşamaktır. Kitap boyunca, nasıl inşa edildiği veya düşünüldüğü konusunda okuyucuyu hayrete düşürecek tek bir cümleye rastlayamamak büyük hayal kırıklığı. Son zamanlarda yaşam amacınız ve istikametinizle ilgili cesaretiniz kırılıyorsa, kendiniz iyi hissetmenizi sağlayacak bir kitap olabilir. Dil olarak da çok sade, reading slump dediğimiz kitap okuyamama döneminizdeyseniz bu kitabı alabilirsiniz. Bugün geldiğim noktadan daha ileriye gitmek için çabalamak yerine, istediğim hayat bu değildi diyip geçmişteki her seçiminden kendimi meshul tutup suçlayan ve hayatım boyunca bu şekilde kendime haksızlık etmiş ve meselenin aslında yaşadığım hayat değil, düşünce yapım olduğunu geç idrak etmiş birisi olarak, okurken kendimden çok şey bulduğumu söylemeliyim. edebi eser niteliği, karakter derinliği gibi konuları göz ardı ederek bir solukta okuyacağınız, hayata bakış açınıza bağlı olarak sizi olumlu yönde etkileyecek çiçek gibi bir kitap. bu ara çokça kafa yorduğum şeylerden biri de, olan her şeyin bir nedeninin olduğu düşüncesi.. özellikle yaşadığım olumsuzluklar için böyle düşünmek iyi hissettiriyor. bu kitap da işte tam da
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,1bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2021 4. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 01 Ekim 2021 00:05
Bir insanın genç ve güzel olması bu insanla ilgili iyilik- kötülük algılarımızı hangi oranda etkiler? Aynı yanlış eylemi güzel görünen biri yaptığında gösterdiğimiz tavır ile çirkin görünümlü ya da yaşlı birisi yaptığında gösterdiğimiz tavırlar arasında fark var mı? Şüphesiz ki var... Güzel görünümlü kişilere karşı gösterdiğimiz tolerans çoğu zaman daha fazla, onlarla ilgili duyduğumuz kötü şeylere inanma eğiliminiz daha zayıf. İşte bu ikiyüzlülük üzerinden şekilleniyor roman. Dorian Gray’in Portresi, Oscar Wilde’ın kendisini roman yazamazsın diyerek aklınca aşağılayan entelijans güruha adeta bir meydan okuma şeklinde yazdığı ilk ve tek romanı. Wilde bu romanında birçok psikolojik öğeyi edebi bir üslubuyla harmanlayarak bir başyapıt ortaya koymuştur. Bu kitabıyla Wilde, edebi yönünün yanında ayrıca psikolojik anlamda incelenmek için muhteşem bir eser yaratmıştır. Yazar, cinsel kimliğinden ötürü yaşadığı çağ olan Viktorya çağında çok ağır eleştirilere ve yaptırımlara maruz kalmış, o zamanlarda eşcinsellik yasak olduğundan zindanlara atılmıştır. Ne yazık ki Dorian Gray’in Portresi gibi bir yapıt da Wilde’a çok pahalıya patlamıştır. Tabii bu tutum Oscar Wilde’ı durdurmamış ve Viktorya çağının tüm ahlaki ikiyüzlülüğünü muhteşem bir kurguyla gözler önüne sermiştir. Dorian Gray’in Portresi yazıldığı dönemde birçok eleştiriye maruz kalmış, ama etkisi yalnızca o dönemle sınırlı kalmamış. Yüzyıllar boyunca durmaksızın değişen ahlaki değerleri göz önüne alınca bu etkinin her dönemde insana aynı şekilde tesir ettiğini söylemek de yanlış olur. Sanırım, kitabın en güzel taraflarından biri bu. Oscar Wilde sanat hakkındaki görüşünü kitapta Lord Henry’nin ağzından “Sanatçı güzel şeyler yaratmalıdır ancak onlara kendi yaşantısından hiçbir şey katmamalıdır,” şeklinde
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202399bin okunma
Sineklerin Tanrısı
7/10
·261 syf.··
2021 3. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2021 00:23
Sineklerin Tanrısı; bir atom savaşı sırasında, güvenli bir bölgeye götürülen kalabalık bir çocuk grubunun içinde olduğu uçağın düşürülmesi ile başlar. Uçak Pasifik'te küçük bir adaya düşer, pilot ve görevliler hayatlarını kaybeder. Issız bir mercan adasında, yaşları 6 ile 12 arasında olan çocuklar, başlarında birer koruyucu olmaksızın yalnız kalmışlardır. Kitap, bu çocukların kurtulma ve hayatta kalma serüvenlerini anlatır. Ne var ki, konu olarak çok benzediği Robert Ballantyne'ın Mercan Adası adlı romanından farklı olarak, çocuklar, ait oldukları İngiliz medeniyetinin küçük bir modelini oluşturamazlar. İlk başta demokrasi denemeleri ve kurallar, baskılardan uzak ve örnek bir düzen kurma isteği vardır; fakat çocuklar uygar insanın dahi kaçamadığı ilkel dürtülere yenik düşerler, adaya adım adım kaos hakim olur. Sineklerin Tanrısı ilk bakışta bir grup çocuğun ıssız bir adada hayatta kalma mücadelesini; temelde ise insanın doğasını çeşitli çatışmalar ve olaylar aracılığıyla anlatmayı amaçlayan bir kitaptır. Kitap son derece alegorik, sembollerle dolu olduğundan dikkatli incelenmesi gerekmektedir. Olaylar bir uçağın küçük bir adaya düşmesinin sonucudur. Ada, dış dünyadan izole olmanın bir sembolüdür; çoğu ütopyada ortak olan bu mekân seçimi, karakterleri dış dünyanın olumlu ve olumsuz tüm etkilerinden uzaklaştırarak iç dünyalarına bir yolculuk yapmalarını sağlar. Sadece mekân seçimiyle bile Golding, kitabında bir çeşit ütopyayı anlatacağının işaretini verir okuyucuya. Ayrıca, pilot ve benzer büyüklerin tamamı kaza sırasında ölmüştür. Bu da izolasyonun güçlenmesini, çocuklar için rehber ve koruyucu olacak figürlerin ortadan kalkmasını sağlar. Bildikleri her yerden ve her şeyden uzakta, başlarında bir otorite olmaksızın tek başlarına kalmıştır çocuklar.
Sineklerin TanrısıWilliam Golding · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,3bin okunma
Puan vermedi·214 syf.··
2021 6. kitabı
“Yaban, Karabibik ve Ebubekir Hazım Tepeyran’ın “Küçük Paşa”sından sonra köyü ve köylüleri konu edinen, devrin gerçekçilik düşüncesine uygun olarak yazılan üçüncü eserdir. Ancak konuyu diğer ikisinden farklı olarak tarihi ve sosyal bir problem şeklinde gündeme getirir.” Köylülere göre Ahmet Celal bir yabandır. Konuşması, tavırları, kısacası her şeyi onların tavırları dışındadır. Ahmet Celal, hayatındaki bir takım olumsuzluklardan kurtulmak adına Mehmet Ali’nin köyüne gider. Burada köylülerin arasına karışarak, yenilenmeyi unutmuştur. Ancak daha sonra bunun yazgı olduğunu fark eder. Bu şekilde de Yakup Kadri, konuyu sosyal bir boyut haline getirir. Yargıladığı Türkiye’nin aydın kısımlarıdır. Yaban ile birlikte Yakup Kadri, bu eseriyle düşler ülkesi gibi bir görünüm arz eden  köy edebiyatını yıkar. Romanda Türk köy ailesinin en güzel örnekleri mevcuttur. Özellikle Mehmet Ali ve ailesi köy ailesinin tipik örneğidir. Ancak Mehmet Ali’nin ailesinin tuhaf davranışlar sergilemesi, misafirperverlik anlayışına ters düşmektedir. Vatanseverlik kavramı da romanda geniş yer kaplar. Ahmet Celal’in vatanı uğruna bir kolunu feda etmiş olması, düşman işgalini yakından takip etmesi ve Ahmet Celal’in kurtuluşa olan ümidini hiçbir zaman yitirmemesi, vatanseverlik örneğidir. Ahmet Celal köye ve köylüler bir Türk gözü ile değil, Batılı bir aydının gözü ile bakmaktadır. Yani kendi toplumuna yabancı, kendini Batıya kendi insanından daha yakın gören bir Batı hayranı olarak karşımıza çıkar. “Ah ne ağır, ne sıkıntılı ve ne kadar kaba idi bu düğün! Mutlaka Avrupa’da bir cenaze bundan daha ferahtır” Ahmet Celal, romantik bir yapıya sahiptir. Bunun yanında vatanseverlik özelliği de roman boyunca görülür. Düşmana karşı köylüyü uyandırmak istemesi ve bunda da başarılı olamaması
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 202154,5bin okunma