Aşk... Büyük şeydi, öyle mi? Büyük olduğu kadar derin. Derin olduğu kadar uçsuz bucaksız. Tuhaf hislere ev sahipliği yaptıran, en iyi bildiğini dahi unutturup ezber bozan, her şeyi yıkıp geçen bir kavramdı? Hayır. Aslında çok daha fazlasıydı.
Acıydı mesela. Mutlu ettiği kadar tatlı, mutsuz ettiği kadar yakıcı bir acı. Her aşk mutlu etmiyordu. Her aşk güzel gitmiyordu. Güzel gidebilmesi, mutlu edebilmesi için iyiye aşık olmak lazımdı. Yedi milyar insanın bir arada yaşadığı bu mavi gezegende, en iyiyi bulabilmek lazımdı. Seni üzmeyecek olanı ve senin üzmeyecek olduğunu. Sonsuza kadar kalbi senin için atacak olanı ve senin kalbinin de sonsuza kadar onun için atacak olanı...