Eninde sonunda mümkün olan hemen hemen bütün sonuçları, dolayısıyla en imkansız sandığımız sonuçları da doğuran nedensellik bazen ağır bir işleyiştir; onu hızlandırmak isterken engelleyen arzumuz, hatta varlığımız tarafından daha da yavaşlatılan bu işleyiş, ancak arzumuz, bazen de hayatımız tükendiğinde tamamlanır.
Şüphesiz, aşk denilen olgunun bütünüyle öznel yapısını ve aşkın fazladan bir kişi, bu dünyada aynı ismi taşıyan kişiden ayrı, özelliklerinin çoğunu bizden almış bir kişi yaratmak anlamına geldiğini çok az insan kavramıştır.
Sevdiğimiz bir insanın bize verdiği keder,o insanla ilgili olmayan kaygıların,meşguliyetlerin,sevinçlerin ortasında yer alsa da,dikkatimizi bunlardan zaman zaman ayırıp kederimize yoneltsek bile acı olabilir.Ama bu keder-bu durumda olduğu gibi-o insanı görme mutluluğuyla dolup taştigimiz bir anda doğmuşsa,o ana kadar güneşli,durgun ve sakin olan ruhumuzda meydana gelen ani çöküntü,içimizde öyle zorlu bir fırtına yaratır ki,sonuna kadar karşısında mücadele edebilecegimizden emin olamayız.