Nurdan Topcuoglu

Nurdan Topcuoglu
@nurdantpcgl
Verimli Döngü
Çoğulculuk ve hukukun üstünlüğü bir kez oluşunca, bu sonrasında daha fazla çoğulculuk ve siyasi sürece daha çok katılım talebi de yaratır Verimli döngüyü ortaya çıkaran yalnızca çoğulculuğun ve hukukun üstünlüğünün özündeki mantık değildir. Aynı zamanda kapsayıcı siyasi kurumların kapsayıcı ekonomik kurumları destekleme eğiliminde olmasıdır. Bu da toplumun geniş bir kesimini yetkilendirerek ve daha eşit siyasi şartlar sunarak daha dengeli bir gelir dağılımı sağlar. Böylece siyasi güç gasp edilse bile bundan sağlanacak kazanımlar sınırlı olur. Bu da sömürcü siyasi kurumları tekrar ortaya çıkartacak teşvikleri azaltır.
Sayfa 296·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Beyazların siyahlardan faydalanmak için kurduğu sömürücü kurumlardan beslenen beyaz Güney Afrika'daki ekonomik kalkınma türünün sınırlı olması da bizi şaşırtmamalıdır. Güney Afrikalı beyazların mülkiyet hakkı vardı, eğitime yatırım yapabiliyor, altın ve elmas çıkarıp dünya piyasasında satarak büyük kazançlar elde edebiliyorlardı. Ancak Güney Afrika nüfusunun %80'inden fazlası, makbul ekonomik faaliyetlerin büyük bölümünden kovulup dışlanmıştı. Yeteneklerini kullanamayan siyahlar vasıflı işçi, iş insanı, girişimci, mühendis ya da bilim insanı olamıyordu. Ekonomik kurumlar sömürücüydü; beyazlar siyahları sömürerek zengin oluyordu. Yalnız beyazların faydalanabildiği bu yaratıcı yıkımdan yoksun ekonomik büyüme, altın ve elmastan gelir elde edildiği sürece devam etti.
Sayfa 262·Kitabı okudu
Hiçbir Afrikalının ekonominin Avrupalılara ait %87'lik bölümünde mülk edinmesi, iş kurması mümkün değildi. Apartheid rejimi ayrıca eğitimli Afrikalıların, madenlere ve beyazların sahip olduğu tarıma ucuz iş gücü sağlamak yerine beyazlarla rekabete giriştiğini fark etmişti. Daha 1904'te Avrupalılar için madencilikte iş ayrımı sistemi getirildi. Afrikalılar madencilikte beceri gerektiren işlerde çalışamayacaktı. Bu Güney Afrika rejimindeki türlü ırkçı buluşlardan biriydi. Renk bariyeri 1926'dan bütün ekonomiye yayılıp 1982'ye kadar varlığını sürdürdü. Siyah Afrikalıların eğitimsiz olması şaşırtıcı değildir; Güney Afrika devleti Afrikalıların eğitiminden ekonomik olarak faydalanma olasılığını ortadan kaldırmanın yanı sıra, siyahların okullarına yatırım yapmayı reddedip siyahların eğitim hevisini kırdı.
Sayfa 261·Kitabı okudu
Bu dönemde, Afrikalıların önceki 50 yılda yarattığı kırsal zenginliği ve dinamizmi yıkmaya çabalayan iki güç vardı. Birincisi Afrikalılarla rekabet eden Avrupalı çiftçilerin düşmanlığıydı. Başarılı Afrikalı çiftçiler Avrupalıların da ürettiği mahsullerin fiyatını düşürdü. Avrupalıların buna cevabı Afrikalıları bu iş alanından atmak oldu. İkinci güç çok daha kötü niyetliydi. Avrupalılar gelişmeye başlayan maden ekonomisinde çalıştırmak üzere ucuz iş gücü istiyordu. Bu ucuz iş gücünü ancak Afrikalıları yoksullaştırarak elde edebilirlerdi. Sonraki on yıllar boyunca bu yöntemi düzenli olarak uyguladılar.
Sayfa 257·Kitabı okudu
Lee'nin bu muhteşem icadına verilen tepki kitabımızın ana fikrini yansıtır. Yaratıcı yıkım korkusu, neolitik devrim ve sanayi devrimi arasındaki yıllarda yaşam standartlarında sürdürülebilir bir artış sağlanamamasının başlıca sebebidir. Teknolojik inovasyon toplumları zenginleştirir. Ancak bu süreçte eskinin yerine yeni geçer. Bazılarının ekonomik ayrıcalıklarıyla siyasi güçleri de yok olur. Sürdürülebilir ekonomik kalkınma için yeni teknolojilere ve yeni yöntemlere ihtiyaç vardır. Bunlar da çoğu zaman Lee gibilerden gelecektir. Belki toplumun refah düzeyi artacaktır ama oluşacak yaratıcı yıkım, eski teknoloji ile çalışanları işsiz bırakarak geçim kaynaklarını tehdit edecektir. Daha önemlisi Lee'nin örgü makinesi gibi büyük buluşlar siyasi gücü de yeniden şekillendirme riski taşır. 1. Elizabet ve 1. James'in Lee'ye patent vermeyi reddetmesine sebep olan, bu makine yüzünden insanların işsiz kalmalarından duydukları endişe değildi. Asıl korkuları bu buluşla işlerinden olanların siyasi istikrarsızlık yaratmaları ve iktidarı tehdit etmeleri, dolayısıyla siyasi güçlerini kaybetmekti.
Sayfa 137·Kitabı okudu