Nureliş Yeniceli

Nureliş Yeniceli
@nurelisyeniceli
Vie qui veut me tuer c'est magnifique.
Odyolog
44 okur puanı
Eylül 2019 tarihinde katıldı
Heybetli bir Ortaçağ manastırının büyüleyici labirentlerinde kayboluyorsunuz.
8/10
·736 syf.··
2022 24. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 21 Ekim 2022 15:47
"Bir roman yazdım, çünkü canım bir roman yazmak istiyordu." diyor Umberto Eco. Ya canı yazmak istemeseydi ve dünya böyle bir eseri hiç bilmeseydi? Aksini düşünmek bile istemiyorum. Umberto Eco'ya binlerce teşekkür... Gülün Adı, Ortaçağ İtalya'sında görkemli bir manastırda işlenen bir dizi cinayeti ele alan bir polisiye. (Sadece polisiye demek kitaba haksızlık oluyor aslında. Tarih, din, felsefe ve daha bir çok tür demek daha doğru.) Cinayetleri soruşturması için manastır başrahibi tarafından eskiden sorguculuk yapmış rahip William görevlendiriliyor. William ve çömezi Adso, cinayetlerin altında yatan sebebe ve katile doğru adım adım ilerlerken, sizler de onlarla birlikte heybetli bir Ortaçağ manastırının büyüleyici labirentlerinde kayboluyorsunuz. Ancak kitap kesinlikle kolay okunan bir kitap değil. Zorluğu anlatımdan veya çeviriden değil. Kitabın üslubu açık, sürükleyici, çeviri de çok iyi. Kitabı zorlaştıran şey Hıristiyanlık tarihi ile ilgili çok fazla tarikat, şahıs ve düşünce barındırıyor olması. (Fransiskenler, Benediktenler, Dominikenler, Minoritler, Dolsinisyenler vs...) Bu yüzden okumadan önce kitapta bahsi geçen tarikatlarla ilgili bir ön araştırma yapılmasını tavsiye ederim. Malesef ben bu konuda yetersiz bir bilgi birikimiyle kitaba başladığım için yer yer kitaptan koptuğum ve sıkıldığım noktalar oldu. Ama bu kesinlikle kitabı değil, kendimi eleştirdiğim bir konudur. Ayrıca her zaman en büyük korkularımdan biri, "Ya doğru bir kitabı yanlış bir zamanda okursam?" düşüncesi olmuştur. Gülün Adı işte bu korkunun gerçekleştiği bir kitap oldu benim için. Her yönüyle bu kadar olağanüstü güzel bir kitabı çok yanlış bir zamanda (tayin süreci, ev toplama, taşınma, yeni iş yeri stresi, ağır ve uzun süren bir hastalık süreci...) okuyarak kitabın hakkını veremediğimi
Gülün AdıUmberto Eco · Can Yayınları · 202015,9bin okunma
Reklam
9/10
·279 syf.··
2022 23. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Eylül 2022 00:00
Cehenneme Övgü, Gündüz Vassaf'ın 80lerin sonuna doğru kaleme aldığı eseri. Gündelik hayatımızı oluşturan, siyasetten demokrasiye, özgürlükten seçimlerimize, sanattan aşka, akıldan deliliğe, ev yaşantımızdan çocuk sahibi olmaya, sessizlikten anlaşılmaya kadar totalitarizmi besleyen ne varsa, akıcı, sade ve anlaşılır bir üslupla 20 bölümde anlatılmış. İddia ediyorum hepimizin mutlaka farkında olmadığı ve okuyunca "gerçekten de böyle" diyeceği durumlara değinmiş yazar. Kitabı okumadan önceki ben ile şimdiki ben kesinlikle aynı kişi değiliz yani. Uzun zamandır bu kadar aydınlatıcı bir kitap okumamıştım. Ayrıca kitaptan alıntı yapmak çok zor oldu. Çünkü kitabın her yeri alıntılanmaya değer, her cümlenin altı çizilesi, hangi birini paylaşacağız? Çok merak ettiğim bir şey de şu: Gündüz Vassaf bu kitabı 2020li yıllarda yazsaydı başka neler eklerdi acaba? Kısacası lütfen okuyun, çevrenizdekilere de okutun. Gerçekten çok değerli bir kitap. İyi okumalar dilerim.
Cehenneme ÖvgüGündüz Vassaf · İletişim Yayınları · 202512,9bin okunma
Rüya Tabirli Cinperi Yalanları
8/10
·128 syf.··
2022 20. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 10 Eylül 2022 15:06
Kitabı incelemeye başlamadan önce belirtmek isterim ki Mine Söğüt'ün hayal gücü ürkütücü derecede etkileyici. Beş Sevim Apartmanı, Mine Söğüt'ün okuduğum ikinci kitabı. Deli Kadın Hikayeleri ile tanıştığım ve Beş Sevim Apartmanı ile daha da sevdiğim kalemi daha önce hiç karşılaşmadığım bir edebi üslupla, daha önce hiç karşılaşmadığım tarzda hikayeler akıtıyor kağıda. Okuru kitabın içine adeta kitaplarındaki gibi esrarengiz bir şekilde çekiyor, bağlıyor, hapsediyor ve etkisinden kurtulmasına izin vermiyor. Beş Sevim Apartmanı'na gelecek olursak... Kitap pencereler hakkında inanılmaz güzel tasvirlerle başlıyor. Aslında hepimiz bir tiyatro sahnesiyiz pencerelerin ardında ve elimizde bir senaryo yok. Hepimiz kendimizi oynuyoruz bu oyunda. Bunu fark ettikten sonra beş pencereli, beş sakini olan ürkütücü apartmanlardan birinin kapısını açıyor bize ve Beş Sevim Apartmanı'nın hikayesi başlıyor, bizi de apartman sakinlerinden biri yapmak istercesine. Apartmanın her katında ayrı bir dünya, ayrı bir hikaye, ayrı bir acı bizi bekliyor. Doktor Samimi apartmanın aklını yitirmiş beş sakini üzerinde ürkütücü deneyler yaparken farkına varıyoruz ki aslında deliliğin en büyük sebebi sevgisizlik. Bu sevgisizliğin yerini cinperilerle doldurmuş bu beş sakin, Oğuz, Yeşim, Yusuf, Elif, Melike ve doktorları Samimi'nin buluştuğu bu cinperili apartmanın ve sakinlerinin hazin sonunu masal okur gibi büyülenerek okuyoruz. Kitabın sonundaki şok edici gerçeği öğrendikten sonra ise bir süre gerçek hayata dönüş sancıları çekiyoruz yerimizde kıpırdayamadan. Kitap çok akıcı ve merak uyandırıcı olduğu için bir günde okunup bitiyor. Ancak herkesin psikolojisine hitap etmeyebilir. Bana kalırsa iyi bir gününüzde okumanızı tavsiye ederim. Eleştirebileceğim tek konu ise, sanrılar ve gerçeklerin okurda
Beş Sevim ApartmanıMine Söğüt · Yapı Kredi Yayınları · 20199,1bin okunma