spoiler içerir
... bu yerde o kadar tuhaf bir şey var ki, huzursuz hissetmekten kendimi alamıyorum. Güvenle burayı terk etmeyi diliyorum ya da hiç gelmemiş olmayı.
Şato gerçek bir hapishane, bense bir tutsağım.
Fatih Sultan Mehmet döneminde esirleri kazığa oturtarak öldürdüğü için "Kazıklı Voyvoda" diye anılan Eflak Prensi III. Vlad yani Kont Dracula'yı bilmeyen yoktur herhalde.
Osmanlı askerlerini kazıktan geçiren, kendisine karşı gelen devlet adamlarının kanını içmesiyle meşhur Kazıklı Voyvoda 15. yüzyılda Tokat Kalesi'nde 4 yıl boyunca esir tutulmuştur. Bram Stoker bu eserini yazarken Eflak Prensi III. Vlad'dan esinlenmiştir
Katip Jonathan Harker Kont Dracula'nın Londra'dan satın aldığı mülklerin satışı için Transilvanya'ya gider. Şato'ya geldiğinde üzerindeki siyah elbiseleri, solgun yüzü, kırmızı gözleri ve sivri dişleri ile onu karşılayan yaşlı Kont Dracula vardır. Şatoda kalmaya başlayan Harker, Kont'un hiç yemek yemediğini, gün ışığında ortaya çıkmadığını fark eder. Harker şüphelenip şatoyu gezer bazı kapılar kilitli ve şatoda kimse yoktur. Kan içtikten sonra uyuyan Kont'u gördükten sonra şatodan kaçmaya karar verir ancak bir ay daha kalmak zorundadır.
Nişanlısı Mina Murray ve onun arkadaşı Lucy, şatoya giden Harker'dan haber alamaz. Bu arada Lucy evlilik hazırlıkları yapar, ancak Lucy'nin de başına garip olaylar gelmektedir; geceleri garip sesler duyar, yüzü solgun ve yorgun görünmektedir. Tedavisi için eve Dr. Seward ve Profesör Van Helsing gelir ve iyileştirmeye çalışırlar. Profesör olayı çözmüş Lucy'nin bir vampir tarafından ısırıldığını anlamıştır. Artık tek bir amaçları vardır Dracula'nın kalbine kazık çakıp, başını kesmek.
Yaşlı adam torunları ve çocukları ile güzel bir hafta sonu geçirmekteydi. Çocuklarını hayata karşı başarılı, cesaretli ve mücadeleci bir şekilde büyüten adama çocukları; "sen neden böylesin baba" dediler ve yaşlı adam yıllar öncesinde başından geçen bir direniş hikayesinin olduğunu söyler evlatları ise bu hikayeyi anlatmasını isterler. Yaşlı adam anlatmaz fakat hikayeyi daha önceden kaleme almıştır.
Kitabın baş kahramanı Atilla köy ağasının oğlu Kudretin evini ateşe verir. Kudret ve adamları köşe bucak arar, Atilla ise dağ bayır kaçar. Hikaye böyle başlar...
DirençMuhammed Çekiç · İkinci Adam Yayınları · 202220 okunma
İnternetten kolaylıkla bulabileceğiniz dualar ve ritueller bulunuyor. Çok basite kaçılmış... Kendince akıl vermeye calismis. Gerek var mı bu kitabı alıp okumaya HAYIR.
El VedudTuğçe Işınsu · Feniks Kitap · 2018659 okunma
Kitabın ana karakterlerinden biri olan matematik öğretmeni Mevlüt herkes gibi olağan bir yaşam sürmekteydi. Bir gün Gündüz Gözü Sokak ile Pejmürde Sokağın köşesindeki 8 numaralı "Nihavend" isimli antika dükkanının önünden geçerken ayağı kayar ve dükkan sahibinin oğlu Ferhat onu tutar. İşte her şey o günden itibaren değişecektir...
Mevlüt'ün eşi Macide yılda birkaç kere aynı rüyayı görür rüyasında bir kadın onu çağırır Macide gitmeye çalışır, gidemezdi. Ya ayağı takılır ya da düşerdi... artık aileden biri gibi olmuştu kadın...
Mevlüt daha sonra Nihavend'e gitmeye başlar. Dükkan sahibi Rıfat Bey eşine hediye etmesi için sedeften oyulmuş bir broş verir. Broşun üzerindeki kadın resmi ise Macide için bir sürpriz olacaktır.
Daha fazla anlatıp da kitabın büyüsünü kaçırmak istemiyorum özellikle fantastik türü severler için harika bir öneri olacağını düşünüyorum mutlaka okuyun, okutun.
Kitaplığımda 2 yıldır okunmayı bekleyen kitabımı an itibarıyla bitirmiş bulunmaktayım. Madame Bovary bir aşk romanı değildir. İçinde ihtiras, arzu ve asla tatmin olmayan Madam Bovary yani Emma'nın hikayesini okuyoruz. Aslında Emma ne istediğini bilmeyen bir kadındır ve evli olmasına rağmen sürekli bir arayış içerisindedir, tutkunun vücut bulmuş hali diyebiliriz. Emma'nın kocası Charles ise çok iyi yüreklidir fakat insanlara neden bu kadar güveniyorsun ve gözlerin neden bu kadar kör. Charles karısını taparcasına seviyor ve bu yüzden gözlerine bir perde indiğini düşünüyorum. Emma yasak aşklarında çok sevilme, tutkuyla bağlanma ihtiyacını giderir. Bu aşk ve tutku onu ödeyemeyeceği kadar çok borçlara sokar ve sonunu getiren de yine tutkuları olur.