Benim küçük, yaramaz ve bir o kadar da zeki Zeze’m. Öyle güzeldi ki senin sorularını içten içe cevaplamak. Öylesine güzeldi ki o dahice konuşmaları duymak. Senin o güzel, içten şarkılarını dinlemek!
Sevgili Zeze, herkesin içinde eksik kalmış bir çocukluğu vardır değil mi? Evet dediğini duyar gibiyim. Şöyle burnun hafif kalkık, Edmundo Dayı’na güvenerek bilgece cevaplıyorsun beni.
Canım Zeze, bazen hıçkırıklarını duyar gibi oluyorum. Hüzünleniyorum. Sonra kırmızı gözlerinle bana bakıyorsun ve tıpkı o gün Luis’e söylediğin gibi geçeceğini söylüyorsun. Ardından ekliyorsun, “Ben çok kötü bir çocuğum.”
Zeze’m, hayır. Sen öyle güzel bir çocuksun ki!
Küçük Zeze’m, sen tüm büyük(!)
insanların içindeki o çocuksun. Ne yapsa silip atamadığı, ne yaparsa yapsın yeni anılar ekleyemeyeceği çocukluğun ta kendisisin sen. İyi ki varsın canım Zeze!