Yaşamında işi bitmiş olduğunu bilsen de ilişkileri bırakmayı erteledin hep, değil mi? Son noktaya kadar yapıştın. Aynı nefesin gibi bırakman gerektiğini bildiğin halde beklettin, erteledin. Yaşadığın ayrılıklar hep bu yüzden gecikmişti. Sonrasında hep 'Çoktan ayrılmalıydım,' dersin değil mi? Ama herhangi bir şeyi bırakma öncesinde yoğun bir düşünce döngüsüne girer, erteler de ertelersin. Hatta giymediğin kıyafetlerini bile veremiyorsun değil mi? Dur, belki lazım olur, belki bir gün giyerim... Sonra hep engeller çıkar karşına. Akmaz yaşamın. Yarına güvenmezsin…
Hep başkalarını anlamaya çalıştım ben. Onları anlayıp, onlara göre şekil almaya çalıştım O daha kolaymış. Kendimi anlamak... Kendim dediğim ne? İşte onu bilemiyorum.