Sesinde ne var biliyor musun?
Bir bahçenin ortası var.
Mavi ipek kış çiçeği,
Sigara içmek için,
Üst kata çıkıyorsun.
Sesinde ne var biliyor musun?
Uykusuz Türkçe var.
İşinden memnun değilsin,
Bu kenti sevmiyorsun,
Bir adam gazetesini katlar.
Sesinde ne var biliyor musun?
Eski öpüşler var.
Banyonun buzlu camı,
Birkaç gün görünmedin,
Okul şarkıları var.
Sesinde ne var biliyor musun?
Ev dağınıklığı var.
İkide bir elini başına götürüp,
Rüzgarda dağılan yalnızlığını,
Düzeltiyorsun.
Sesinde ne var biliyor musun?
Söyleyemediğin sözcükler var.
Küçücük şeyler belki,
Ama günün bu saatinde,
Anıt gibi dururlar.
Sesinde ne var biliyor musun?
Söylenmemiş sözcükler var.
Ne mi yapacağım bundan sonra?
Ayak izlerimi silmek için sana gelen bütün yolları tersinden yürüyeceğim önce.
Şiir yazmayacağım bir süre,
Fotoğraflarını güneşe koyacağım, bir an önce sararsınlar diye.
Hediyelik eşya satan dükkanların önünden geçmeyeceğim.
Senin için biriktirdiğim yağmur suyunu, bir gül ağacının dibine dökeceğim.
Falcı kadınlara inanmayacağım artık.
Trafik polislerine adres sormayacağım,
Geleceğe ışık düşüren bir gülüşle gülmeyeceğim kimseye….
Ne yapacağımı sanıyorsun ki?
Tenin tenime bu kadar sinmişken,
ömrüm azala azala önümden akarken,
gittiğin gerçek bu kadar herkese benzerken..
Senin korkularını, benim inceliğimi doldurup yüreğime,
bıraktığın boşluğu yonta yonta binlerce heykelini yapacağım.