Terapist

8/10
·232 syf.··
2026 7. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2026 21:15
Tatar Çölü: Kendi yolunu belirleyemeyen bir insanın, bir “ihtimal”e tutunarak hayatını ertelemesi. Drago Giovanni karakteri bunun en somut örneği. Genç yaşta geldiği kaleden ayrılma imkânı varken, bir gün gerçekleşeceğine inandığı savaş umuduna tutunuyor. Bu umut, başta bir motivasyon gibi görünse de zamanla onun hayatını askıya alan bir yanılsamaya dönüşüyor. Kahraman olma, görünür olma, bir anlam kazanma arzusu, onu harekete geçirmek yerine tam tersine sabitliyor. Bir noktada kitap, umudu alışılmış anlamından çıkarıyor. Umut burada kurtarıcı değil; aksine, insanı hareketsiz bırakan, “belki” ihtimaliyle bugünü tüketen bir tuzak haline geliyor. Drago’nun hayatı, gerçekleşmeyen bir olayın etrafında şekilleniyor ve sonunda ne savaş geliyor ne de beklediği anlam. Geriye sadece bekleyerek geçirilmiş bir ömür kalıyor. Sonuç olarak Tatar Çölü, büyük olayların değil, hiç gerçekleşmeyen ihtimallerin insan hayatını nasıl tüketebileceğini gösteren bir metin. Peki biz de hayatımızın bir yerinde, bi umuda tutunup ya olursa , ya gelirse diye bekleyerek zamanımızı harcıyor olabilir miyiz ?
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,8bin okunma
Reklam
8/10
·438 syf.··
2026 5. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 06 Mart 2026 20:22
Büyük olaylardan çok insanın iç dünyasında biriken sessiz kırılmaları anlatan bir hikâye.. Uyurgezer birinin gece boyunca yürüyüp sabah hiçbir şey hatırlamaması gibi, biz de bazen hayatımızın önemli yıllarını fark etmeden geçiriyoruz. Söylenmeyen sözler, ertelenen kararlar, bastırılan öfkeler insanın içinde sessizce birikiyor ve kişi çoğu zaman neyi neden yaşadığını bile tam olarak anlamadan yoluna devam ediyor. Bu yüzden uyurgezerlik burada sadece bir durum değil, insanın kendi hayatına yeterince uyanamamasının güçlü bir metaforu..
Annemin Uyurgezer GeceleriAyfer Tunç · Can Yayınları · 20267bin okunma
9/10
·190 syf.··
2026 4. kitabı
·
50 günde okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2026 00:45
Harriet Lerner, öfkeyi bir problem değil, ilişkideki sınır ve ihtiyaçların bir göstergesi olarak ele alıyor. Kitap, özellikle kadınların aileden gelen rollerinin ve geçmiş deneyimlerinin yetişkin ilişkilerine yansımasını vurguluyor. Öfke, bastırıldığında pasif agresif davranışa, aşırı işlevsellik ise sistemin sürdürülmesine katkı sağlıyor. Kitap kişiye öfkeyi bilinçli bir veri olarak kullanmayı, ilişkilerde netlik ve öz-değerini korumayı öğretirken, geçmişin “tekrarlayan danslarından” çıkmanın yolunu gösteriyor.
Öfke DansıHarriet Lerner · Varlık Yayınları · 20254,862 okunma
9/10
·350 syf.··
2026 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Şubat 2026 22:49
Kiitap geçmişle bugün arasında gidip gelen bir iç hesaplaşmadan bahsediyor. Bir kadının kendi hafızasıyla yüzleşmesi üzerinden, bireysel travmanın nasıl oluştuğunu ve kuşaktan kuşağa nasıl devredilebildiğini inceliyor. Roman boyunca başkaraktere mesafe koyamadım. Çünkü onun sessizliği yabancı değildi. Hepimizin hayatında, müdahale edemediğimiz, “şimdi konuşsam her şey değişir mi?” diye düşündüğümüz anlar vardır. O anlarda hissedilen suçluluk, dışarıdan değil içeriden büyür. Kendi vicdanının içinde sıkışıp kalırsın. Dokunmadan” kelimesi benim için fiziksel bir mesafeden çok duygusal bir geri çekilişe dönüştü. Dahil olmamak, kirlenmemek, zarar görmemek için atılan küçük bir adım… Ama o küçük adım bazen bir hayat boyu sürecek bir ağırlığa dönüşüyor. Travma yalnızca başa gelen değildir; bazen izin verdiğimiz, bazen engelleyemediğimiz, bazen de susarak ortak olduğumuz şeydir. Çocukluktan itibaren öğrenilen susma biçimleri, normalleştirilen yanlışlar, aile içinde aktarılan korkular… Hepsi bir zincirin halkaları gibi. Travma kişisel yaşanıyor ama kökü çoğu zaman kolektif. Kitabı bitirdiğimde içimde kalan şey huzursuzluk değil, empatiydi. Ve belki de şu farkındalık: Dokunmamak da bir seçimdir. Ama hiçbir seçim iz bırakmadan geçmez. Hatta dokunmamak belki de en derin izi bırakır. .
DokunmadanNermin Yıldırım · Everest Yayınları · 202511,5bin okunma
Puan vermedi·190 syf.··
2026 2. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 21 Şubat 2026 21:59
Roman ilk başta 'boş gezen' bir adamın hikayesi gibi görünüyor. Hatta bay C nin zihnini okuyoruz yer yer de . Bay C. çalışmayan , sokaklarda gezen , belli bir amacı olmayan bir karakter gibi.. Fakat metin derinleştikçe bu aylaklığın tembellikten değil çözülmemiş iç yapıdan kaynaklandığını görüyoruz . Öyle ki adını dahi söylemeyip tüm etiketleri reddetmiş. Topluma karışmaktan , sıradan olmaktan korkuyor . Babasıyla yaşadığı geçmiş onun şimdi varoluşsal sancılar çekmesine sebep oluyor . Ama o bu durumdan kurtulmak yerine pasif bir şekilde konumunu koruyor . Çalışmayı reddediyor , topluma karışmıyor, aşkı erteliyor ve bunların yerine yeni bir değer üretmiyor. Bu yüzden hayattaki en büyük kaybı da kendini gerçekleştirememesi . Potansiyel var ama onu ortaya çıkaracak gücü yok belki de ..
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 202571bin okunma
Reklam