Tatar Çölü: Kendi yolunu belirleyemeyen bir insanın, bir “ihtimal”e tutunarak hayatını ertelemesi.
Drago Giovanni karakteri bunun en somut örneği. Genç yaşta geldiği kaleden ayrılma imkânı varken, bir gün gerçekleşeceğine inandığı savaş umuduna tutunuyor. Bu umut, başta bir motivasyon gibi görünse de zamanla onun hayatını askıya alan bir yanılsamaya dönüşüyor. Kahraman olma, görünür olma, bir anlam kazanma arzusu, onu harekete geçirmek yerine tam tersine sabitliyor.
Bir noktada kitap, umudu alışılmış anlamından çıkarıyor. Umut burada kurtarıcı değil; aksine, insanı hareketsiz bırakan, “belki” ihtimaliyle bugünü tüketen bir tuzak haline geliyor. Drago’nun hayatı, gerçekleşmeyen bir olayın etrafında şekilleniyor ve sonunda ne savaş geliyor ne de beklediği anlam. Geriye sadece bekleyerek geçirilmiş bir ömür kalıyor.
Sonuç olarak Tatar Çölü, büyük olayların değil, hiç gerçekleşmeyen ihtimallerin insan hayatını nasıl tüketebileceğini gösteren bir metin.
Peki biz de hayatımızın bir yerinde, bi umuda tutunup ya olursa , ya gelirse diye bekleyerek zamanımızı harcıyor olabilir miyiz ?