Maelle aslında içimizden biri. İşin yoğunluğunda kendini kaybeden, hayatın akışını kaçıran, olup biteni fark etmeye fırsat bulamayan bir kadın. Onu okurken sık sık kendimle yüzleştim. Çünkü Maelle’nin değişmesi gereken her an, benim de değişmem gereken bir ana dönüştü.
Romanın en güçlü vurgusu sağlık üzerine. Kaybedildiğinde geri dönüşü olmayan belki de tek şey… Günlük hayatta basit meseleleri büyütüp öfkeye kapıldığımızda, aslında kendimizden eksilttiğimizi fark etmiyoruz. Oysa olayları kişisel algılamayı bıraksak, hafifleyeceğiz.
Maelle, modern dünyanın dayattığı “mükemmel olma” hâlini ve egolarımızı çok sahici bir şekilde yansıtıyor. Hikâye bize kusursuzluğun değil, farkındalığın değerli olduğunu hatırlatıyor. Küçük şeylerden mutlu olmayı unuttuğumuz bir çağda, bu kitap yeniden hatırlamak için bir davet gibi.
Dili sade ve akıcı; bu yönüyle okumayı kolaylaştırıyor. Yine de bazı bölümlerde fazla iyimser bulunan bakış açıları beni yer yer hikâyeden uzaklaştırdı.