Herkese merhabaa. Kitabı aslında mart ayında okuyup bitirmiştim. Sanırım bittiğini kabullenmek istemedim o yüzden şimdi kitap hakkında konuşmak yorum yapmak geldi içimden. Kitaba zaten çok büyük bir merakla ve kendimden çok şey bulabileceğim heyecanıyla başladım. Çünkü az çok konuyu ve karakteri biliyordum ve kendime benzetiyordum Kitaptan biraz bahsedeyim:
Başkarakter olan İvan İlyiç Oblomov, aslında çok zengin bir köyün, çiftliğin sahibidir. Ülkede yaşanan toplumsal değişimler nedeniyle köyünü kahyasına bırakıp kentte yaşamaya başlar. Ancak kent hayatına uyum sağlayamadıkça kendi içine kapanır. Önce işleri hiç bitmediği için memurluğu, giyinmekten yorulduğu için davetleri bırakır. Küçücük evinde sırtından hiç eksik etmediği pasaklı hırkasıyla tembel bir hayat yaşamaya başlar. Tembelliği bir yaşam biçimi olarak kabul etmeye başlar. Aslında bakarsanız kendi içinde bunun tam tersi olmak gezmek çalışmak dolaşmak istedi ama artık bedeni bu duruma ayak uyduramaz hale gelir.
Oblomov en sevdiğim karakterler arasında yerini aldı. Aslında içinde hiç kötülük olmayan iyi niyetli düşünceli bir insan. Tabiki en yakın arkadaşı, dost gibi dost olan Şolts’da benim için bir başkaydı. Kitap baştan sona acaba ne olacak diye geçti benim için. Okumaktan çok keyif aldığım eserlerden birisi ve favorim oldu diyebilirim.