Aradan yirmi beş sene geçti. İçinde hep o kavuşulamayan Yeni Dünyaya karşı duyduğu yetimane hasret yaşıyor, bütün emellerinin remzi halinde yaşıyor ve arkasından koştuğu bir emelin sukûtu hayaline uğrayınca, hep o yarasının acıları içinde kıvranırken eline tutuşturulan pürüzlü ve tırtıllı, sahte Yeni Dünyayı düşünüyor, kederli hülyalara dalıyor.
Arabalara bakıyorum, arabaları sayıyorum. Arka koltuklarda uyuyan çocukların gittiğini ve bu çocukların her birinin bir gün, yıllar önce babalarıyla yolculuk ettikleri eski arabaları hatırlayacaklarını düşünmek içimi eziyor.