Nur Zişan Akan

Nur Zişan Akan
@nurzisan
Okul Öncesi Öğretmeni
İstanbul Üniversitesi
İstanbul
Yalova, 25 Nisan 1997
167 okur puanı
Haziran 2020 tarihinde katıldı
7/10
·110 syf.··
Beğendi
·
2020 64. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 17 Aralık 2020 11:19
Kitabın “Bugün annem öldü. Belki de dün, bilmiyorum.” cümlesiyle başlaması beni çok etkilemişti. Annesinin ölümüne duyduğu üzüntünün ne kadar derin olabileceğini hayal etmiştim fakat okumaya devam ettikçe bunun tam tersi olduğunu anladım. Annesine ve ölümüne karşı hiçbir duygu besleyemeyen o yabancı Meusault, cenaze gününde bile eve gideceği ve saatlerce uyuyacağı o güzel uykunun hayalini kurmuştu. Ertesi gün ise tanıştığı Marie ile filme gitmekte, yüzmekte ve tüm kayıtsızlığını korumaktaydı. Meusault’un hayata karşı ilgisi tamamen umursamamazlıktan geçiyordu. Etrafındaki bütün olay ve kararlara karşı öyle umursamaz ki verilecek her karara tamam diyor. Sorgulamak, irdelemek, istemek ve hissetmek ona çok uzak. “Söyleyecek fazla bir şeyim hiçbir zaman olmadı. Ben de sustum.” cümlesi her şeyi anlatıyor aslında. Meusault toplumdan ve toplumun oluşturduğu değer yargılarından kendini soyutlamış, kendi benliğinde hatta kendi benliğine bile yabancı olan biri. Apartmandaki diğer insanlarla olan ilişkileri de onlar doğrultusunda gelişmişti. Raymond’un düşüncelerinin topluma ne kadar aykırı olduğunu görsek bile Meusault için bir anlam ifade etmiyor ve çözümü her düşüncesini onaylamakta buluyordu. Bu arkadaşlık doğrultusunda bir cinayet işledi ve kendisini mahkemede buldu. Buradaki yargıçların tutumu onun bir cinayet işlemesinden çok annesinin ölüme karşı duyduğu umursamamazlıkta ve kendisine olan uzaklığında yatıyordu. Sanırım bunu anlamak çok güçtü. Bizler bu düşünceyi Bay C. ve Raskolnikov’la da bağdaştırabiliriz. Hayatını hep arayış içinde geçiren o kişiler... Mahkeme salonunda yaşanılanlara ve Meusault’un avukatının savunmalarına bile öyle yabancı kalmıştı ki, olayı yaşayan benim ama benim hiçbir söz hakkım yok diye düşünüyordu. Buradan çıkarılacak her sonuca hazırdı. Bu
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2020137,1bin okunma
Canklyc isimli okura yanıt verildi
Nur Zişan Akan
Kendimde oluşan bir soru olduğu için bunu idam gerekli mi şeklinde sormak ve yazmak istedim, yazarla bir alakası yok :)
Reklam
7/10
·110 syf.··
Beğendi
·
2020 64. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 17 Aralık 2020 11:19
Kitabın “Bugün annem öldü. Belki de dün, bilmiyorum.” cümlesiyle başlaması beni çok etkilemişti. Annesinin ölümüne duyduğu üzüntünün ne kadar derin olabileceğini hayal etmiştim fakat okumaya devam ettikçe bunun tam tersi olduğunu anladım. Annesine ve ölümüne karşı hiçbir duygu besleyemeyen o yabancı Meusault, cenaze gününde bile eve gideceği ve saatlerce uyuyacağı o güzel uykunun hayalini kurmuştu. Ertesi gün ise tanıştığı Marie ile filme gitmekte, yüzmekte ve tüm kayıtsızlığını korumaktaydı. Meusault’un hayata karşı ilgisi tamamen umursamamazlıktan geçiyordu. Etrafındaki bütün olay ve kararlara karşı öyle umursamaz ki verilecek her karara tamam diyor. Sorgulamak, irdelemek, istemek ve hissetmek ona çok uzak. “Söyleyecek fazla bir şeyim hiçbir zaman olmadı. Ben de sustum.” cümlesi her şeyi anlatıyor aslında. Meusault toplumdan ve toplumun oluşturduğu değer yargılarından kendini soyutlamış, kendi benliğinde hatta kendi benliğine bile yabancı olan biri. Apartmandaki diğer insanlarla olan ilişkileri de onlar doğrultusunda gelişmişti. Raymond’un düşüncelerinin topluma ne kadar aykırı olduğunu görsek bile Meusault için bir anlam ifade etmiyor ve çözümü her düşüncesini onaylamakta buluyordu. Bu arkadaşlık doğrultusunda bir cinayet işledi ve kendisini mahkemede buldu. Buradaki yargıçların tutumu onun bir cinayet işlemesinden çok annesinin ölüme karşı duyduğu umursamamazlıkta ve kendisine olan uzaklığında yatıyordu. Sanırım bunu anlamak çok güçtü. Bizler bu düşünceyi Bay C. ve Raskolnikov’la da bağdaştırabiliriz. Hayatını hep arayış içinde geçiren o kişiler... Mahkeme salonunda yaşanılanlara ve Meusault’un avukatının savunmalarına bile öyle yabancı kalmıştı ki, olayı yaşayan benim ama benim hiçbir söz hakkım yok diye düşünüyordu. Buradan çıkarılacak her sonuca hazırdı. Bu
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2020137,1bin okunma
Canklyc isimli okura yanıt verildi
Nur Zişan Akan
Karakter idama çarptırılıyor. Benim anladığım kadarıyla yazar idamı desteklemiyor🤷🏻‍♀️
9/10
·413 syf.··
Beğendi
·
2020 62. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 13 Aralık 2020 02:07
Kitabı okurken o bozkılarda ben de olmak istedim. O uçsuz bucaksız toprağın gökyüzüyle olan bütünlüğüne ve demir yollarının sessizliğinde kaybolup gitmek isterdim. Yedigey’in iyi kalpliliğiyle, işine ve toprağına olan aşkına tanık olmak, eşi ve çocuklarıyla birlikte aynı sofraya oturmayı isterdim. Kazangap gibi güzel arkadaşlıklar kurmak, hayatta kan bağından öte olan kardeşliklerin varlığına inanmak isterdim. Abutalip gibi çocuklarına ve memleketine fayda sağlayacak, hayatını buna adayacak öğretmenlerle olmak isterdim. Bu hayatta insanların düşüncelerini paylaşmak adına ölmemelerini dilerdim. Yaşamımızın dar kalıplara sığdırılmaya çalışılarak, ulaşabileceğimiz yeni keşiflere açık olmamızı dilerdim. Bu kitapla birlikte bir çok istek ve dilekte bulunduğumu söylemek isterim. Anlatımı, sürükleyiciği ve sadeliğiyle sizi öyle güzel alıp götürüyor ki, o mezarlık yolculuğunda hatırlanan anıların içerisinde buluyorsunuz kendinizi. Sarı-Özbek istasyonundan yapılan her yolculukta yanlarında oluyorsunuz. Yedigey’in o güzel kalbinden, umutlarından, aşkından, davasından nasıl vazgeçemediğine şahit oluyorsunuz. Hepsinin sonunda ise bir kitaptan çok daha fazlasını okuduğunuzu hissediyorsunuz. Aytmatov’un kalemi iyi ki var. Yorumumda son olarak dilerim ki herkesin hayatında Yedigey, Kazangap ve Abutalip gibi güzel dostluklar ve Ukubala ve Zarife gibi iyi kalpli kadınlar olsun. "bu yerlerde trenler doğudan batıya, batıdan doğuya gider gelir, gider gelirdi..."
Gün Olur Asra BedelCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202655,9bin okunma
Yavuz isimli okura yanıt verildi
Nur Zişan Akan
Evet muhakkak okuyacağım 🙏🏻
8/10
·531 syf.··
Beğendi
·
2020 44. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 02 Eylül 2020 18:01
Yer altı edebiyatının derinlerine indiğimiz bir Hakan Günday kitabı. Bize duymak istediğimiz güzel şeyler yerine duymak istemediğimiz şeyleri yalın bir şekilde anlatıyordu. Yaşamak için kimilerinin bir çok nedeni varken kimilerinin ise hayatı ne kadar boş bulduğunu görüyoruz. Hayatta kendine yer bulamayan Kinyas ve Kayra’nın yolculuğuna şahit oluyoruz. Kendilerini hiçbir yere ait hissetmeyen, içlerindeki yokluğu gören iki arkadaşın yolculuğu. Kitapla birlikte bir çok duyguyu yaşadım, onlarla birlikte hayatı sorguladım. “Neden” sorusuyla doluydu benim için kitap. Hayatı neden bu kadar çok seviyoruz veya sevmiyoruz? Neden ölümden korkmuyoruz? Hayata haddinden fazla neden anlam yüklüyoruz? Neden bir sonraki adımı düşünmeden yaşayamıyoruz? İçimize attığımız duygularla neden yüzleşemiyoruz? Yaptığımız bir hareketin başkası tarafından yargılanmasıyla neden ilgileniyoruz? NEDEN? Düşüncelerimizi yönlendirmenin bizim elimizde olduğunu ve onlara inanarak yapamayacağımız hiçbir şey olmadığını, istersek en kötüsünü ya da en güzelini düşünerek hayatımızı ona döndürebiliriz! İstersek neden olmasın?
Kinyas ve KayraHakan Günday · Doğan Kitap · 202535,3bin okunma
uçuşan bir kağıt parçası isimli okura yanıt verildi
Nur Zişan Akan
Herkeste farklı bir etki uyandıracağına eminim, bence okumalısınız :)