"Şu Gay denen adam yanımıza taşınacak galiba. Karısı fena dövmüş. Uyanıkken fazla dert etmiyo, ama kadın uyumasını bekleyip sonra vuruyormuş. Gay nefret ediyo bundan. Uyanıp kadını dövmek zorunda kalıyo, ama tabii yeniden uykuya dalınca kadın da başlıyo vurmaya. Uyku haram olmuş adama, onun için de yanımıza taşınacak."
"Bak bu yeni işte," dedi Doc. "Eskiden kadın şikâyette bulunup Gay'i hapse attırırdı."
"Aynen!" dedi Hazel. "Ama bu, Salinas'taki yeni hapishaneyi yapmalarından önceydi. Cezası otuz gündü, Gay de bir an önce çıkmaya can atardı, ama bu yeni kodes – zulada radyo, güzel ranzalar, şerif de iyi bi herif. Gay oraya bi girdi mi çıkmak istemiyo. Orayı öyle çok seviyo ki, karısı artık tutuklanmasını istemiyo. Bunun üzerine, onu uyurken dövmeyi akıl etmiş. Çok sinir bozucu, diyo Gay."
Gotik edebiyat okumayı, o karanlık ve kasvetli atmosferlerin içinde kaybolmayı her zaman çok sevmişimdir. Bugüne kadar türün en önemli klasiklerini; "Otranto Şatosu"ndan "Frankenstein"a, "Büyük Tanrı Pan"dan "Söğütler"e kadar pek çok farklı dönemi ve yazarı okuma fırsatım oldu. Ancak dürüst olmam gerekirse, aralarında olay örgüsü, kurgu ve anlatım başarısıyla beni en çok etkileyen kesinlikle "Carmilla" oldu. Genelde bu tarz klasiklerde anlatım biraz daha ağır ilerleyebilir ama "Carmilla" o kadar akıcı ve merak uyandırıcıydı ki sonunu tahmin edebilmeme rağmen büyük bir heyecanla okudum.
Özellikle 'canavar' figürünün bir kız çocuğu olarak kurgulanması ve karakterler arasındaki o tekinsiz bağ, hikâyeye hem masum hem de ürpertici bir hava katmış. Bazı okurlar bu bağı farklı yorumlasa da bence burada asıl vurgulanan; bir vampir ile saf, bakire bir kız çocuğu arasındaki o 'masumiyetin kanını içme' arzusu. Yazarın, aradaki birkaç aşk dolu sözü fiziksel bir durumdan ziyade bu karanlık çekimi ve ruhsal tüketimi anlatmak için kullandığını düşünüyorum. Benim için şu ana kadar okuduğum en başarılı gotik eser kesinlikle bu oldu.
CarmillaSheridan Le Fanu · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20186,4bin okunma