Biliyorum kızıyorlar bana; şüphe etmemi yasaklıyor, şüphe edersem ağır küfürler savuruyorlar. İnandırmanın yeni bir yolu da bu. Ama Tanrıya şükür, benim inancım yumrukla değiştirilecek cinsten değildir. Görüşlerini yanlış olmakla suçlayanlara çatsınlar. Ben görüşlerini sadece anlaşılması zor ve cüretli olmakla suçluyorum. Karşı görüşe ise, onlar kadar azgınlığa varmadan ben de tutmuyorum.
İşgal altında olduğu için hiçbir çözüm bulunamıyordu. Canımın acısının boğazıma kadar gelip orada düğüm düğüm olduğunu hissedebiliyordum. Kendimi bırakmış kollarına. Saçlarıma dokunup okşuyordu. Kederime ilaç olmanın bir başka yöntemi miydi bu? Oysa her türlü ilacı alıp her türlü doktora gitmiştim. Şimdiye kadar, Çamdere köy'ündeki dede dahil. Biliyordum bu ilaç da işe yaramayacaktı, o birazdan kalkıp gidecekti ve onun bir daha görmeyecektim. Ne tuhaf; gideceğini biliyorsun, sonunu bildiğin halde o filmi izliyorsun. İzliyordum sadece. Tanrılar artık gömmeliydi beni bu ana. Kapıdan geçen adamı oynayan Serhat Yıldız bu film karesinde donup kalmalıydı sonsuza denk. Kalmadı.
Yağmur tekrar şiddetini artırmaya başladı. Gözyaşlarımızla yarışıyordu adeta. Simge saçlarıma dokunup kendime iyi bakmam gerektiğini söyledi.