Bir kitap ne kadar boğabilir bir insanı?
Vadideki Zambak nasıl sepetime girdi, nasıl satın aldım ve neden İş Bankası yayınlarının baskısına bakmadan aldım gerçekten anlamıyorum. Kılı kırk yararak eser alan ben için gerçekten muamma.
Kitabın tüm konusunu tüm düşüncelerimle yazacağım, ileride 'neden sevmemiştim' diye oluşabilecek tüm soruların cevaplanması amacıyla.
Kitap ilk başta gerçekten güzel başladı. Felix'in ailesi zenginken onun ayrımcılığa uğraması, parasız kalması, kötü bir annenin laf çarpıtmaları, okulda yaşadığı zorluklar aktı gitti. Arkadaşımla beraber okuyorduk bu yüzden Jane Eyre ile karşılaştırdık ve Felix'e daha da acıdık. Ta ki o pis baloya kadar... Baloda bir kadının omuzlarının çekiciliğine (!) dayanamayıp öpücüklere boğan sapık ergen Felix, taciz ile başlayan bir ilişki başlatıyor. Ben bunda edebi derinlik görmüyorum. Taciz ile başladı. Kontes'imiz sert bir bakış ve sert sözler ardından mecburen meseleyi kapatıyor. Ancak 17 yaşında aşkı doruklarda yaşayan Felix arkadaşımız ev ev geziyor. Vadinin ortasında bir zambağa benzettiği eve musallat oluyor. Dışarıda kalıyor. Çeşitli şeyler yapıyor ve kontun dikkatini çekiyor, kont ile yakınlık kuruyor. Kont kesinlikle Adnan Ziyagil saflığında... Kontun etrafında durdukça Kontes ile yakınlaşıyorlar. Kontes 'istemem yan cebime koyarım' dercesine 'Beni kız kardeşin gibi sev, beni annen gibi sev' cümlelerini sarf ediyor. Masum(!) bir aşk gelişiyor aralarında, sonralarında Felix iş için başka bir yere gidiyor ve Kontes öyle bir mektup yazıyor ki... Okumak gerçekten işkence uzun ve konusuz cümlelerle. Kontes'inde üzücü bir hayatı olmuş bahsetmeden geçmeyeyim. O da ailesinden güç bela şeyler görmüş, üç çocuğunu kaybetmiş ve yaşayan iki çocuğu ise çok zayıf ve güçsüz. Kont'un ise kötülüğünü bahane ederek bu