10/10
·320 syf.··
2026 109. kitabı
Payelll Mor Salkımlı Sokak #mahallekurgusu okumayı sever misiniz arkadaşlar? Ben cok severim.Okuduğum tum mahalle kurgulari bana sıcak ve samimi gelmiştir. Mor Salkım Sokağı da insanın ruhuna iyi gelen,yüreğini dinlendiren,kah güldüren,kah düşündüren en çokta birbirine can bağıyla sımsıkı sarılan dostların olduğu güllü lokum tadında kıymetli bir eserdi. Taksi şoförlüğü yapmakta olan Poyraz,kızkardeşi Meltem,İstanbul’da Tıp Fakültesini kazanınca asker arkadaşı Kerim in apartmanında boş daireyi tutup annesi ve kızkardeşiyle birlikte Mor Salkımlı Sokağa taşınır. Mahallenin güzeller güzeli Ahu sunun hayatına,yağmurdan kurtaran bir kahraman olarak bodoslama girer. Saygılı ve centilmen tavrıyla Ahu nun gönlünü çelen Poyraz da Ahu ya karşı boş değildir. İki guzel insanın düştüğü aşk havuzunda yaşadıklarını keyifle okurken Naciye Teyze ye kendini damat olarak nasıl kabul ettirecek derken Poyraz kıvrak bir zekaya sahip olduğu icin daha nisan olmadan kaleyi içten feth etti bile arkadaşlar Poyraz ın yılların müzmin aşığı Halil i sevdiğine kavuşturma çabalarını takdir ederken,Halil in o bitmez tükenmez sevgisi cok kıymetliydi çok. Poyraz in Ahu nun odasına taşa sarıp attığı notlar, Ahu nun hem taşları,hem notları itinayla saklaması ay cok güzeldi yaa…Bu detaylar gönlümde taht kurdu arkadaşlar Aşkı güzel yazan yazarımızın yazdığı her eseri bayılarak okuyan bir okuru olarak İnsallah daha nice nice eserlerini okumak nasip. Uzun uzun size #morsalkımlısokak ı anlatmayacağım kesinlikle okuyun benim gibi aşkla coşun derim Tek söyleyeceğim söz,eser anlatılmaz yaşanır arkadaşlar Kalın sağlıcakla @payelll_ @payelllkitaplari PAROLA YAYINLARI #okuyanteraziokuyor #okuyanterazi
Mor Salkımlı SokakPayelll · Parola Yayınları · 2024379 okunma
Çok temiz.
8/10
·144 syf.··
2026 190. kitabı
S.T. Abby’nin Mindfck serisi dışarıdan bakınca yalnızca bir intikam hikâyesi gibi görünebilir. Ama içine girdikçe bunun aslında travma, seçim ve insan zihni üzerine kurulmuş ciddi bir karakter çalışması olduğunu fark ediyorsunuz. Benim için hikâyedeki asıl sürpriz olayların kendisi değil, karakterlerin o neden-sonuç ilişkisi içindeki tutarlılığı oldu. Lana karakterinde ağır travmanın bir insanın hayatta kalma mekanizmasını nasıl yeniden şekillendirebileceğini çok gerçekçi bir yerden izliyoruz. Zihninin adeta operasyonel bir sisteme dönüşmesi oldukça başarılı işlenmiş. Logan tarafı ise özellikle hoşuma gitti. Bir profilci olarak elindeki verilere sadık kalması, “burnunun ucundakini görememesi” değil; mesleki reflekslerinin doğal sonucu gibi hissettiriyor. Elindeki tüm veriler belirli bir profile işaret ederken, karakterin sezgisel şekilde bambaşka bir yere yönelmemesi bana oldukça tutarlı geldi. Serinin asıl güçlü yanı ise karakterlerin hayatta kalmak için dönüştükleri kişiliklerden çıkıp gerçekten seçim yapmaya başladıkları noktada ortaya çıkıyor. Çünkü ilk aşamada yapılan şey bir tercih değil, adaptasyon. Ama ne zaman ki yeni etkenler, duygular ve toplumsal baskılar devreye giriyor; işte o zaman karakterlerin hangi yöne kırıldığı önem kazanıyor. Kitabın sevdiğim bir diğer tarafı da doğruyu ya da yanlışı güzelleştirmeye çalışmaması oldu. Karakterleri yargılamadan, insan doğasının sert taraflarını olduğu gibi göstermesi bence seriyi güçlü yapan şeylerden biri. Bunun yanında teknik anlamda da oldukça temiz bir kitap. İlk kitaptaki kaliteli baskı burada da korunmuş. Sayfalar kalın, editöryal süreç başarılı ve çeviri oldukça düzgün. Anlatım dili ise sade, anlaşılır ve çok akıcı. Sonuç olarak: Mindf*ck benim için yalnızca karanlık bir hikâye değil, insanların kırılma
Mindf*ck 2: SekteS. T. Abby · Artemis Yayınları · 2026164 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·626 syf.··
2026 120. kitabı
Bugün sizlere çok sevdiğim bir kitapla geldim. Charlotte Brontë’nin ölümsüz eseri “Jane Eyre”, sadece Viktorya döneminin katı kurallarına meydan okuyan bir dönem romanı değil; insan ruhunun, gururun ve her ne pahasına olursa olsun teslim edilmeyen bir kişisel özgürlüğün zamansız anlatısıdır. Kitabın bu denli sevilmesinin en büyük sebebi, şüphesiz ki Jane’in hikayesini doğrudan onun kendi içten sesiyle dinliyor oluşumuzdur. Brontë’nin birinci tekil şahıs anlatımıyla kurduğu bu samimi bağ, sayfalar ilerledikçe Jane’i bir kurgu karakter olmaktan çıkarıp acılarını ve büyümesini paylaştığımız yaşayan bir dosta dönüştürür. Küçük yaşta maruz kaldığı sevgisizlik ve haksızlıklar bile Jane’in içindeki o boyun eğmez çekirdeği zedeleyemez. O, dönemin toplumunun bir kadına biçtiği “itaatkâr ve görünmez” rolünü elinin tersiyle iter; yoksul ve yalnız bir yetim olabilir ama her şeyden önce derin bir ruha, keskin bir zekaya ve sarsılmaz ahlaki değerlere sahiptir. Thornfield Malikanesi’nde Bay Rochester’ın o gizemli dünyasıyla karşılaştığında roman, sıradan bir aşk hikayesinin çok ötesine geçer. Rochester ile aralarındaki bağ iki denk ruhun birbirini bulmasıdır; fakat Jane’i edebiyat tarihinin en güçlü figürlerinden biri yapan asıl kırılma noktası, aşkı uğruna kendi kimliğinden ve özgürlüğünden ödün vermeyi reddettiği an yaşanır. Rochester’a duyduğu devasa sevgiye rağmen, kendi prensiplerini çiğnetmemek adına arkasına bakmadan kaçmayı seçmesi, onun duygularının kölesi değil, kendi kaderinin efendisi olduğunu kanıtlar. Son derece akıcı olan bu kitabı bitirip kapağını kapattığımızda geriye sadece ruhunun esaretini kabul etmeyen, her şeye rağmen kendi küllerinden doğmayı başaran o dik duruşlu genç kadının ilham veren gölgesi kalıyor. Benim gibi dönem aşıklarının seveceğini düşünüyorum.
Jane EyreCharlotte Brontë · Can Yayınları · 202042,1bin okunma
Puan vermedi·372 syf.··
2026 120. kitabı
Bugün sizlere sevdiğim bir yazarın ikinci kitabıyla geldim. Serap Tiryaki ’nin Camlı Teras serisinin ikinci kitabı Ağaç İncir Kuşu, okuyucuyu ilk sayfalardan itibaren nostaljik ve sırlar örümceğiyle kaplı bir atmosferin içine çekiyor. İlk kitabın bıraktığı o derin boşluktan beslenen bu yeni macera, sadece çözülmesi gereken bir gizemi değil, karakterlerin içsel kırılmalarını da ustalıkla işliyor. Hikaye, Sofia’nın ansızın ortadan kayboluşu ve uçurumun kenarında bulunan fularıyla başlayan büyük bir belirsizlikle açılıyor. Bu kaybın ağırlığıyla kabuğuna çekilen Ali’nin derin hüznü ile adaletin peşini bırakmayan Kürşad Komiser’in mücadelesi kurgunun temelini oluşturuyor. Kürşad’ın yurt dışı yolculuğunun ardından yeniden İstanbul’a dönmesiyle, yıllardır titizlikle saklanan sırlar nihayet gün yüzüne çıkmaya başlıyor. Yazar, polisiye ritmini korurken arka plana 1960’lardan 2000’lere uzanan, Yeşilçam tadında naif bir aşk hikayesini de ilmek ilmek işliyor. Kitabın asıl gücü, İstanbul’dan Paris’e uzanan bu su gibi akıp giden polisiye örgüsünün ötesinde, kalbe dokunan duygusal katmanında saklı. Son ana kadar eksilmeyen gizemi ve bıraktığı vurucu etkisiyle Ağaç İncir Kuşu, hem iyi bir polisiye hem de yüreğe dokunan bir edebi yolculuk arayanlar için harika bir seçenek. İyilikle ve kitapla kalın.
Ağaç İncir KuşuSerap Tiryaki · Mavi Nefes Yayınları · 202538 okunma
Puan vermedi·63 syf.··
2026 119. kitabı
Bugün sizlere kısa ama barındırdığı duygusal yoğunluk ve felsefi derinlik açısından oldukça hacimli bir kitapla geldim. @cemalettinsavur ’un “İmza ve Enkaz” adlı eseri, oldukça akıcı okuru hiç yormayan, merak duygusunu anbean canlı tutan sade ve duru bir dil kullanarak modern dünya ile geçmişin izleri arasında sarsıcı bir köprü kuruyor. Anlatı, okuyucuyu Diyarbakır’ın buram buram yaşanmışlık ve samimiyet kokan o dar, kadim sokaklarından alıp, modern ve lüks rezidansların ruhsuz, soğuk beton dünyasına uzanan dramatik bir yolculuğa çıkarıyor. Tam yirmi üç yıl sonra geçmişin izini sürmek, betonların altına gömülen hayalleri aramak üzere eski bir şehre geri dönen Sadi’nin hikayesi, aslında insanın kendi hatalarıyla yüzleşme cesaretini gözler önüne seriyor. Sadi’nin o kaçamadığı vicdan muhasebesi, kendi elleriyle sebep olduğu yıkımların ortasında geçmişe sığınma çabası insanın içini acıtan bir dürüstlükle işleniyor. Karakter kadrosundaki Anzeli, Welat, Veysi ve Sadi’nin bir zamanlar çok sevdiği Zelal gibi isimler, bitmek bilmeyen bir merak duygusuyla sayfalar boyu okuru peşinden sürüklüyor. Özellikle taşlarla örülü, acı dolu hikayesiyle kalbe dokunan Aziz Amca karakteri ve onun vedası, metnin duygusal yükünü en üst noktaya taşıyor. Kitabın en vurucu yanı, insanı kendi içine dönmeye ve hayatı sorgulamaya zorlayan felsefi altyapısı. Güçsüz insanların hayattan sürekli bir beklenti içinde olup edilgen kalmalarını, buna karşın güçlü insanların ise kendilerinden beklenti içinde olarak kendi olanaklarını bizzat yarattıklarını savunan o güçlü sorgulama metnin merkezine yerleşiyor. İmza ve Enkaz, insanın inşa ettiği modern şehirlerin şatafatlı imzaları altında mı kalacağını, yoksa bizzat yıktığı o eski hatıraların altında mı ezileceğini muazzam bir vicdan sorgulamasıyla ele alıyor.
İmza ve EnkazCemalettin Savur · Ateş Yayınları · 20262 okunma
Puan vermedi·284 syf.··
2026 118. kitabı
Bugün sizlere polisiye-psikolojik gerilim türünde bir kitapla geldim. @dr.cihangir.isik ’ın kaleme aldığı “Adli Tıp Dosyaları: Beş Duyunun Kasabı”. Yazarın bir önceki eseri “Kırmızı Ritüel” ile başlayan adli tıp serüveni, bu ikinci kitapta çıtayı çok daha yüksek, dehşet verici ve derinlikli bir noktaya taşıyor. Kitabın en büyük gücü, yazarın gerçek hayatta da aktif bir adli tıp uzmanı olması. Kurgudaki otopsi sahneleri, kullanılan cerrahi teknikler ve olay yeri inceleme detayları o kadar kusursuz ve soğuk bir gerçekçilikle işlenmiş ki okuyucu kendini bir romanın sayfalarında değil, gerçek bir adli dosyanın tam merkezinde hissediyor. Tıbbi ve mesleki birikimin satır aralarına bu denli ustalıkla yedirilmesi, hikayenin inandırıcılığını en üst seviyeye çıkarıyor. Hikaye, Kara Dere Köyü’nde, adeta ormanın yuttuğu tekinsiz bir atmosferde işlenen vahşi bir cinayetle kapılarını aralıyor. Adli Tıp Uzmanı Soner’in gece yarısı Savcı Volkan’dan aldığı telefon, sıradan bir soruşturmanın değil, insan aklının sınırlarını zorlayan bir canavarla girişilecek köşe kapmaca oyununun başlangıcı oluyor. Karşılarındaki katil, kurbanlarını öldürmeden önce onların beş duyusunu (görme, işitme, tat, koku, dokunma) sistemli ve vahşice yok eden, cesetlerin üzerine bıraktığı şifrelerle adeta bilime ve adli tıbba meydan okuyan zeki ve hastalıklı bir zihin. Kurbanların ardında bıraktığı “Duymadı, tatmadı, dokunmadı!” notları ve duvara yazılan semboller, okurun sinir uçlarına dokunan cinsten bir gerilim oluşturuyor. Roman insan psikolojisinin en karanlık köşelerine, algının, güven hissinin ve travmaların kökenine yapılan rahatsız edici bir yolculuk. Savcı Volkan, Adli Tıp Uzmanı Soner ve Jandarma Aykut’tan oluşan ekibimiz katilin bıraktığı izleri sürerken, her sayfada halkanın karanlık bir tarafı daha
Beş Duyunun KasabıCihangir Işık · Theseus Yayınevi · 202617 okunma