"Bir kimse muhtaç olmadığı halde başkasından mal isterse, o mal baş ağrısı olduğu gibi, midede hastalık olur." Ebu Davud
Sayfa 191 - Semerkand Yayınları·Kitabı okudu
Hadîs-i Şerif
Politika dışındaki Türk aydınları ve halkı Mustafa Kemal'i ilk defa 'Anafartalar Kahramanı' olarak tanımıştır. 1915'te İstanbul'un kurtuluşunu büyük ölçüde O'na borçlu olduğunu öğrenmiştir. Bu tanınma Mustafa Kemal'i vatan kurtarıcılığına kadar götürmüştür.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Onun da ölmesini engelleyenler, işte o rüyalar. Uyku, hissederek yapabildiği son iş. Elinde kalan son huzur. Rüyaları ise yeryüzünde bir türlü arayıp da bulamadığı evi. Ben ev aramadım hiçbir zaman. Hiçbir yeri, bir gün geri dönmek için terk etmedim. Ama o, ev fikriyle kendini rahatlatırdı. Yolculuğu, gecesi ne kadar kötü geçerse geçsin dönebileceği ve hiçbir şey olmamış gibi kendisini bekleyen bir evin olması, hayatındaki bütün tehlikeli işleri yapabilmesini sağlıyordu...
Sayfa 49
Sanırım ergen beynin günümüzde yaşla bir alakası kalmadı
Ancak ergen beyinler tam olarak gelişmemişlerdir.Bundan dolayı da ergenler beyin hasarı olan yetişkinler gibi davranabilirler.Ergen beynindeki en büyük fark frontal loblardadır, beynin bu bölümü yirmili yaşların başına kadar tam olarak gelişmez.Bu bir sorundur, çünkü yetişkinlerin iyi karar vermelerini sağlayan kısım frontal loblardır.Fren gibidirler ve bir şeyi yapacakken o şeyin çok da iyi bir fikir olmadığı konusunda bizi uyarırlar.Tam olarak çalışan frontal loblar olmadan, ergenler dürtüsel davranırlar ve yanlış kararlar alma ihtimalleri daha yüksektir, her şeyin en doğrusunu bilseler bile.
Psikoloji
O ne güzel komutan…
Biz Peygamber müjdesini gerçekleştirmeye geldik. Biz Sultan Murad Han oğlu Mehmed Han’ız. Allah’ın izni ve yardımı ile imkânsızı mümkün yaparız.
Sayfa 95
Bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti. Acıyı, susuzluğu, açlığı ve üzüntüyü öğrenmek onların uykularını kaçırıyor, bu yüzden daha rahat döşeklere, daha leziz yemeklere ve daha neşeli dostlara sığınıyorlardı. Dünyaya olan kayıtsızlıkları bazan o kerteye varıyordu ki, kendilerine altın ve gümüşten, zevk ve safadan, lezzet ve şehvetten bir âlem kurup, keder ve ızdırap fikirlerinin kafalarına girmesine izin vermiyorlardı.
Alıntı