Bu bensin
yabancı bir ülkede ihtiyarlıyor gibiyim kendi bedenimin içinde
geride bıraktıklarımla
hiç yapamadıklarım
keskinleşerek değişir hatırladıkça
yeniden ve ödeşe
ödeşe
bir gün kendinizi yabancı hissettiğiniz bir ülkede
aniden fark edersiniz
artık gidecek yeri olmayan
bedende
kaybolmuş bir hayatı
bilirsiniz
en büyük unutkanlıktır şimdiki zaman
ne yeterince tanıdık ne yeterince yabancı
dolaşan bir dil gibi
birinden diğerine dolaşan
Devlet ortadan kalktığı zaman, biçimi ne olursa olsun, hükümetin kötüye kullanılmasına genel olarak anarşi denir.Bir ayrım yaparsak görürüz ki, demokrasi bozulunca ochlocratie, aristokrasi de oligarchie olur.Buna, krallığın da yozlaşarak tiranlığa dönüştüğünü ekleyeceğim:Ama tiranlık ikircil anlamlı bir sözcüktür, açıklanmak ister.Tiran, halk dilinde, hakka ve yasalara aldırış etmeksizin zorbaca yöneten bir krala denir.Açık ve kesin anlamındaysa, tiran haksız olarak krallık gücünü eline geçiren bir kişidir. Yunanlılar bu sözcüğü bu son anlamda alırlardı:İyi kötü ayrımı yapmadan, güçleri hakka dayanmayan bütün hükümdarlara tiran derlerdi.Demek oluyor ki, tyran ve usurpateur (gasıp) aynı anlama gelen iki sözcüktür.Aynı şeylere aynı adı vermek gerekirse, krallık gücünü zorla ele geçirene tiran, egemen gücü zorbalık ve düzenle kendine mal edene de despot diyeceğim.Tiran, yasalara göre yönetme hakkını yasalara aykırı olarak kendine mal eden kimsedir.Despot ise, kendini yasaların üstüne çıkaran kişidir.Demek ki, tiran despot olabilir; despot ise her zaman tirandır.
Öte yandan, bütün hükümetlerin özü bir değildir. Kimisi az tüketici, kimisi çok tüketicidir.Aralarındaki ayrılıklar başka temele dayanır:Genel giderler, kaynakları ne kadar aşarsa, yurttaşların yükü o kadar ağır olur.Bu yükün ağırlığını ölçerken, vergilerin tutarından çok, çıktıkları ellere dönmek için geçmek zorunda oldukları yolu ölçmek gerekir.Bu dolaşım çabuk ve düzenli olursa, verginin az ya da çok olması önemli değildir; halk her zaman varlıklı, devlet hazinesi her zaman yolunda demektir.Tam tersine, halk ne kadar az vergi öderse ödesin, vergi eline dönmüyorsa, durmadan vergi ödediği için elinde avucunda bir şey kalmaz olur; devlet de hiçbir zaman varlıklı olamaz ve halk hep yoksul kalır.Bundan şu sonuç çıkar:Halkla hükümet arasında uzaklık ne kadar artarsa, vergiler de o ölçüde ağırlaşır.Bundan ötürü halk, demokrasilerde en hafif vergi yükü altındadır; aristokraside daha ağır, monarşideyse en ağır yükü taşır.Demek, monarşi yalnız çok varlıklı uluslara, aristokrasi varlık ve büyüklükçe orta halli devletlere, demokrasi de küçük ve yoksul devletlere elverişlidir.