Ölüm ve ahiret denklemden çıkarılmadığında, kötülük ve acının varlığı ona saçma gibi gözükmez.Zira ahiretin yanında dünya hiç hükmündedir.Allah ona sabrı ve şükrü dolayısıyla cennet verecekse dünyadaki kötülük bu denklemde ona normal görünür.Ahiret sonsuz dünya ise sonludur.Dünya ahirete nispetle matematiksel sıfır gibidir.Müslim’de geçen bir hadiste; Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
“Cehennemliklerden olup, dünyada pek müreffeh hayat yaşayan bir kişi kıyamet gününde getirilip cehenneme bir kere daldırılır. Sonra: Ey âdemoğlu! Sen hayırlı bir gün gördün mü? Herhangi bir nimete nail oldun mu? denilir. O kişi: Hayır, vallahi Rabbim! Öyle bir şey görmedim, der. Cennetliklerden olup, dünyada insanların en yoksul olanı getirilir, cennete bir kere daldırılır. Ona da: Ey âdemoğlu! Sen herhangi bir yoksulluk ve sıkıntı gördün mü? Hiç zorluk ve darlık çektin mi? denilir. O kişi de:Hayır, vallahi Rabbim! Hiçbir yoksulluk ve sıkıntı görmedim, zorluk ve darlık çekmedim, der.”
Zaten bu yüzden Müslümanlar, psikolojik dayanıklılık ve mutluluk endeksi açısından iyi durumdadır.Tüm sömürülmüş ve kötü sosyo-ekonomik şartlarına rağmen böyledir.Evladı ölmüş bir anneye ateist olarak ne söyleyebilirsiniz? Bir Müslüman, evladının cennet meleği olduğuna ve onunla buluşacağına inanarak yaşar ve ölür.Diğer insanlar şehit olmayı nasıl mutlulukla karşılayabilir?Tek bir dünyası olan bir ateist, evladının ölmesi konusunda nasıl bir teselli bulur?Tek bir dünyası var ve evladı gitti.Allah onlara hidayet nasip etsin. Hayatın, acılarının dozajının algı ile alakalı olduğundan bahsetmiştik.Aynı olgudan kaynaklanan acı zaten inanca bağlı olarak farklı dozajlarda algılanır.