Nil Nehri’nden alınan çocuğun sarayda isimlendirilmesi önemli bir ayrıntıya işaret etmektedir. Tevrat bu İbrani çocuğa “sudan gelen” ya da “sudan çıkarılmış” anlamında “Moşe/Musa” adının konulduğunu ifade eder (Çık. 2:10). Çocuğun “sudan gelen” olarak adlandırılması, olayın gerçekleştiği ortama uygundur; çünkü çocuk gerçekten Nil Nehri’nin sularından gelmiş ve bu sulardan çıkarılıp alınmıştır. Ancak İbranilere karşı büyük bir soykırım politikası uygulayan krallığın bu çocuğa İbranice bir ad vermesi anlaşılabilir değildir. Bu nedenle “Musa” adının İbranice değil eski Mısır diline ait bir kelime olduğu kanaati öne çıkmaktadır. Buna göre Mısır dilinde “mose/musa” kelimesi “oğul” veya “-den gelen” anlamında birleşik kelimenin bir unsurunu ifade ederken ayrıca tanrılarla aidiyet bağı kuran bir ek anlamına da sahiptir. Zira pek çok firavun, aile adını ifade eden bu birleşik kelimelerle adlandırılmıştır. Örneğin Tut-mose, “Toth’tan doğan” veya “Toth’un oğlu” anlamındadır. Ayrıca krallık ailesi içinde de Ra-mose ya da Amon-mose gibi “mose” ekiyle biten ve kelimeye aidiyet anlamı veren adlandırmalar söz konusudur. Bu nedenle Tevrat’taki İbranice “moşe” yani “sudan gelen” anlamının aksine İbrani çocuğun krallık geleneğine uygun olarak “mose” ekiyle tanrısal bir unsura atfedilerek adlandırıldığı ancak zamanla bu ek olma özelliğini yitirerek adın “musa” şekline dönüştüğü ifade edilmektedir.^{18} Bu ayrıntının Hz. Musa’nın Mısır’daki tarihsel varlığının Kadim Mısır mitolojik geleneği bağlamında önemli bir işareti olduğu söylenebilir."