Enesokur

Enesokur
@Enesokur
İnsan okudukça cahil olduğunu anlamalı. (Kendim için edindiğim notlar)
İstanbul
1279 okur puanı
Mart 2021 tarihinde katıldı
Hâmân kelimesinin analizi
Hâmân’ın Tevrat’ta Pers kralının vezirliğini yapan ve Yahudilere karşı kötü niyetler besleyen bir figür olduğu anlatısından hareketle onun Mısır ve firavunla ilişkisi olmadığı iddiasının yine Hz. Musa kıssasının tarihsel bağlamında ele alınması gerekmektedir. Firavunun çevresindekiler, yüksek bürokratlar, danışmanlar ve sihirbazlar sınıfı yani Kur’an’ın ifadesiyle “yakınları” (mukarrabûn-mele’) esasen tanrının sözleri sayılan hiyeroglif yazısını okuyup-yazabilen rahipleri de içermekteydi. Bu rahipler de ait oldukları kült merkezlerinin yüce tanrısının firavunun yanındaki temsilcileri görevini yüklenmişlerdir. Bu nedenle Ra, Amon ya da senkretik kült olarak Amon-Ra rahipleri firavunluk çevresinde güçlü bir yere sahip olmuşlardır. Dolayısıyla “Hâmân” kelimesinin “Amun”, “Amon” ve “Amen” gibi farklı şekillerde transliterasyonu yapılan tanrı Amon ile ilişkilendirilerek Hâmân’ın Amon kültünün başrahibi olarak nitelenmesi mümkündür. Hatta Hâmân’ın, Amon kültünün başrahibi olmasının yanında Amon tapınağının başmimarı Menkheperreseneb ile ilişkilendiren kanaatler Kur’an’ın anlatısını güçlendirmektedir. Nitekim firavunun Musa’nın rabbini görmek için Hâmân’dan bir kule inşa etmesini istemesi, Hâmân’ın mimari yeteneğine de delalet etmektedir. Mısır dilinde kha kelimesi “ustabaşı” anlamındadır. Amon rahibi ve aynı zamanda Amon tapınağının mimarı olduğu düşünülen Menkheperreseneb, Amon’un “ustabaşı” anlamında kha-amon olarak ifade edilmiştir. Bu kha-amon kelimesinin Kur’an’daki Hâmân ismiyle ilişkilendirilmesi pekâlâ mümkündür.¹⁵ Bu durumda, Tevrat yorumcularının iddiasının aksine, Hâmân adının hem Amon başrahibi hem de Amon tapınağının başmimarı olan aynı kişiye işaret ettiği söylenebilir. Nitekim Hz. Musa ile “âlemlerin rabbi” üzerinde yapılan görüşmede hem kutsala dair
Din
Enesokur
youtu.be/tYW3E5F47Cs?si=...
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Hâmân kelimesinin analizi
Hâmân’ın Tevrat’ta Pers kralının vezirliğini yapan ve Yahudilere karşı kötü niyetler besleyen bir figür olduğu anlatısından hareketle onun Mısır ve firavunla ilişkisi olmadığı iddiasının yine Hz. Musa kıssasının tarihsel bağlamında ele alınması gerekmektedir. Firavunun çevresindekiler, yüksek bürokratlar, danışmanlar ve sihirbazlar sınıfı yani Kur’an’ın ifadesiyle “yakınları” (mukarrabûn-mele’) esasen tanrının sözleri sayılan hiyeroglif yazısını okuyup-yazabilen rahipleri de içermekteydi. Bu rahipler de ait oldukları kült merkezlerinin yüce tanrısının firavunun yanındaki temsilcileri görevini yüklenmişlerdir. Bu nedenle Ra, Amon ya da senkretik kült olarak Amon-Ra rahipleri firavunluk çevresinde güçlü bir yere sahip olmuşlardır. Dolayısıyla “Hâmân” kelimesinin “Amun”, “Amon” ve “Amen” gibi farklı şekillerde transliterasyonu yapılan tanrı Amon ile ilişkilendirilerek Hâmân’ın Amon kültünün başrahibi olarak nitelenmesi mümkündür. Hatta Hâmân’ın, Amon kültünün başrahibi olmasının yanında Amon tapınağının başmimarı Menkheperreseneb ile ilişkilendiren kanaatler Kur’an’ın anlatısını güçlendirmektedir. Nitekim firavunun Musa’nın rabbini görmek için Hâmân’dan bir kule inşa etmesini istemesi, Hâmân’ın mimari yeteneğine de delalet etmektedir. Mısır dilinde kha kelimesi “ustabaşı” anlamındadır. Amon rahibi ve aynı zamanda Amon tapınağının mimarı olduğu düşünülen Menkheperreseneb, Amon’un “ustabaşı” anlamında kha-amon olarak ifade edilmiştir. Bu kha-amon kelimesinin Kur’an’daki Hâmân ismiyle ilişkilendirilmesi pekâlâ mümkündür.¹⁵ Bu durumda, Tevrat yorumcularının iddiasının aksine, Hâmân adının hem Amon başrahibi hem de Amon tapınağının başmimarı olan aynı kişiye işaret ettiği söylenebilir. Nitekim Hz. Musa ile “âlemlerin rabbi” üzerinde yapılan görüşmede hem kutsala dair
Din
Enesokur
youtu.be/s2hkeekSKME?si=...
Nil Nehri’nden alınan çocuğun sarayda isimlendirilmesi önemli bir ayrıntıya işaret etmektedir. Tevrat bu İbrani çocuğa “sudan gelen” ya da “sudan çıkarılmış” anlamında “Moşe/Musa” adının konulduğunu ifade eder (Çık. 2:10). Çocuğun “sudan gelen” olarak adlandırılması, olayın gerçekleştiği ortama uygundur; çünkü çocuk gerçekten Nil Nehri’nin sularından gelmiş ve bu sulardan çıkarılıp alınmıştır. Ancak İbranilere karşı büyük bir soykırım politikası uygulayan krallığın bu çocuğa İbranice bir ad vermesi anlaşılabilir değildir. Bu nedenle “Musa” adının İbranice değil eski Mısır diline ait bir kelime olduğu kanaati öne çıkmaktadır. Buna göre Mısır dilinde “mose/musa” kelimesi “oğul” veya “-den gelen” anlamında birleşik kelimenin bir unsurunu ifade ederken ayrıca tanrılarla aidiyet bağı kuran bir ek anlamına da sahiptir. Zira pek çok firavun, aile adını ifade eden bu birleşik kelimelerle adlandırılmıştır. Örneğin Tut-mose, “Toth’tan doğan” veya “Toth’un oğlu” anlamındadır. Ayrıca krallık ailesi içinde de Ra-mose ya da Amon-mose gibi “mose” ekiyle biten ve kelimeye aidiyet anlamı veren adlandırmalar söz konusudur. Bu nedenle Tevrat’taki İbranice “moşe” yani “sudan gelen” anlamının aksine İbrani çocuğun krallık geleneğine uygun olarak “mose” ekiyle tanrısal bir unsura atfedilerek adlandırıldığı ancak zamanla bu ek olma özelliğini yitirerek adın “musa” şekline dönüştüğü ifade edilmektedir.^{18} Bu ayrıntının Hz. Musa’nın Mısır’daki tarihsel varlığının Kadim Mısır mitolojik geleneği bağlamında önemli bir işareti olduğu söylenebilir."
18 Bkz. Baki Adam, Yahudilik ve Hıristiyanlık Açısından Kur'an'ın Tartışmalı Konuları (Ankara: Pınar, 2011), 39-40.·Kitabı okuyor
Din
Enesokur
youtu.be/_QSBYqykL_s?si=...
Ölüm ve ahiret denklemden çıkarılmadığında, kötülük ve acının varlığı ona saçma gibi gözükmez.Zira ahiretin yanında dünya hiç hükmündedir.Allah ona sabrı ve şükrü dolayısıyla cennet verecekse dünyadaki kötülük bu denklemde ona normal görünür.Ahiret sonsuz dünya ise sonludur.Dünya ahirete nispetle matematiksel sıfır gibidir.Müslim’de geçen bir hadiste; Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Cehennemliklerden olup, dünyada pek müreffeh hayat yaşayan bir kişi kıyamet gününde getirilip cehenneme bir kere daldırılır. Sonra: Ey âdemoğlu! Sen hayırlı bir gün gördün mü? Herhangi bir nimete nail oldun mu? denilir. O kişi: Hayır, vallahi Rabbim! Öyle bir şey görmedim, der. Cennetliklerden olup, dünyada insanların en yoksul olanı getirilir, cennete bir kere daldırılır. Ona da: Ey âdemoğlu! Sen herhangi bir yoksulluk ve sıkıntı gördün mü? Hiç zorluk ve darlık çektin mi? denilir. O kişi de:Hayır, vallahi Rabbim! Hiçbir yoksulluk ve sıkıntı görmedim, zorluk ve darlık çekmedim, der.” Zaten bu yüzden Müslümanlar, psikolojik dayanıklılık ve mutluluk endeksi açısından iyi durumdadır.Tüm sömürülmüş ve kötü sosyo-ekonomik şartlarına rağmen böyledir.Evladı ölmüş bir anneye ateist olarak ne söyleyebilirsiniz? Bir Müslüman, evladının cennet meleği olduğuna ve onunla buluşacağına inanarak yaşar ve ölür.Diğer insanlar şehit olmayı nasıl mutlulukla karşılayabilir?Tek bir dünyası olan bir ateist, evladının ölmesi konusunda nasıl bir teselli bulur?Tek bir dünyası var ve evladı gitti.Allah onlara hidayet nasip etsin. Hayatın, acılarının dozajının algı ile alakalı olduğundan bahsetmiştik.Aynı olgudan kaynaklanan acı zaten inanca bağlı olarak farklı dozajlarda algılanır.
Din
1000Kitap Kullanıcısı isimli okura yanıt verildi
Enesokur
Kitabı beğendim oldukça tatmin edici ve güzel bir akış açısıyla ele alınmış.Bence anlaşılabilmek adına güzel bir seviyede tutularak her aklı ikna edici şekilde yazılmış.Okurken bakış açıma farklı pencereler kattığımı hissettim.
Dikkat edin gizlice Feyruz dinlerken Ben niyetlerinizi de biliyorum FEYRUZ: Şarkılarının büyük çoğunluğu Filistin'e dönüş özlemiyle dolu olan Lübnan asıllı ünlü bayan şarkıcı.Tüm Arap Ulus Devletlerinin liderleri Filis­tin'e ihanet ettikleri için Feyruz dinlemek Arap dünyasında ulusal otoriteye karşı bir eylem olarak algılanır. -çev. n·otu-
1000Kitap
Enesokur
youtu.be/j41p1K32edY?si=...