Milliyetçilik ve Türk Kültürü
Sevgili arkadaşlar, dejenere Yahudi milletinin 2. Dünya Savaşı sonundan beridir yükselttiği bir milli kültüre düşmanlık akımı mevcut. Bu akımı en köklü milletlerin kültürlerini bozmak için silah olarak kullanıyorlar ve böylece milleti köksüzleştirerek kendilerine köle etmenin hesaplarını yapıyorlar. Bunları gördükçe insanın, "Ey Musa, kalk da firavunluk gör." diyesi geliyor. O nedenle ne yapıyoruz, milli benliğimize, milli kültürümüze sahip çıkıyoruz. Bize 'ırkçı' falan gibilerden yükselenleri de zerre iplemiyoruz; çünkü aptal değiliz. Türk doğmak elbette bir üstünlük göstergesi değil, ancak Yaradan'a şükür ki Türk'üz. Türk benliğini, kültür ve geleneğini ayakta tutmak bizim için Hakk'a hizmettir. Şunu unutmayın ki ruh ve madde bir değildir ama birbirinden ayrı da değildir; öyle anlatanlara inanmayın. Türk Kültürü ve Milliyetçilik Üzerine insanveisleri.blogspot.com/2024/10/17-turk...
İlmihalde en zorladığım ve bi türlü anlayamadım kısım 1. Hocaya hangi Rekatta yetiştiğinizi nasıl anlıyorsunuz ( Kadınlar için zor bence) O yüzden erkenden gidip bekliyorum ya da baktım olmuyor sonra kendim koşacak şekilde camiye diyorum
1000Kitap
Reklam
Kadınlar evlenmesin o zaman diyen erkeklere bir sözüm var. Aile evinde her kadın çiçek gibi kalmıyor. İşim yok şu an ve ev temizliği annem pek yapmıyor veya bir kısmından kaçıyor. Aşırı bir yük. Bir şekilde sınavı kazanıp minicik ev kiralamak ve tek kalmak istiyorum. Minik evi temizlemek kolay. Sabah kalkarsın hızlı biter. Fazla bulaşık olmaz. Kirli çamaşırları her gün atmasam bile en geç 2 güne bir atarım. Ütü işi kolay. Günde iki öğün yerim. Bazen dışarıdan yerim. Doyurma derdi olmadan pratik yemek kendime yaparım. Mis gibi hayat vallahi. Evliliğin kendisi büyük çoğunlukla bok gibi. Çocuğun olacak. Ona bak ve yıllarını törpü et. Doğururken acı çek. Kürtaj yapmak istersen kocandan izin almak zorunda kalırsın. Koca bir ev temizle. Eşin görevini bilmesin veya az yapsın. Onun akrabaları, komşular veya arkadaşlarına hizmet derken hayatın cehenneme döner. Oysa kendi ayaklarının üstünde duran yalnız bir kadın savunma sanatlarını öğrenir, kurslara veya bir çok mekana hiçbir baskı veya zorunluluk olmadan gider. Kim iş çıkışı gece sinemasına gitmeyi istemez veya konserlere? Erkek milletinden hayırlısı nadiren çıkar. Bizim coğrafya için durum bu. Yurt dışında da benzer şekilde düşünen erkekler var. Sırf yabancı diye daha medeni olduklarını sanmayın sakın.
1000Kitap
İşte bu ... :)
"Kendi yarattığın o kaos ve yalan dolu hayatın içinde, beni hiçbir sorumluluk almadan anlık bir kaçış olarak kullanabileceğini sanacak kadar küçülmüşsün; masken düştü, şimdi git ve o arkanda bıraktığın enkazın bedelini öde, senin o ucuz yalanların da, sahte özlemlerin de benim temiz hayatıma dokunamaz. benim senin gibi bir acizle kaybedecek tek bir saniyem yok."
Miras kalmış bir acının en toy yerindeyim, Sökülmüş bir sızının beyaz boşluğunda... Ben annemin süt dişiyim; Henüz çiğnemeyi bilmeyen bir ömrün, İlk kopuşu, ilk vedasıyım dünyaya. ​Henüz mülkiyet kokmuyor avuçlarım, Ama taşıyorum göğsümde geçmişin kahrını. Sallanıyor zamanın damağında köksüz varlığım, Düştüm düşeceğim, Kendi masalımın tam ortasına. ​Sonra bir yağmur başlıyor, faili meçhul bir iklimden, Yanaklarında çizgiler açmış o kadim coğrafyaya. Ben annemin göz yaşıyım; Sessizce akıp giden bir kederin en berrak cüzü, Toprağa düşmeden kuruyan gizli vasiyetin sözü. ​Her damlada biraz daha eksiliyor lügatim, Tuzdan bir hafızayla yıkayıp geçiyorum hayatı. Annemin sustuğu yerden başlıyor düşüncelerim: "Acı, var olmanın ilk maddesidir." ​Bir kırılma ile bir dökülme arasında sıkışmış, Hem en saf çocukluğu, hem en ağır olgunluğuyum gövdemin. Ne gitmeyi becerebiliyorum tam anlamıyla, Ne de kalıp o çehreyi güldürmeyi. ​Ben, kendinden doğamayan bir gölgenin, İlk beyazı ve son ıslığı.
O Sen Misin
O SEN MİSİN Hani bir yolculuk hayal edersin ya hep Koyu mavi gecelerde içinden geçirirsin trenleri Hep bilinmedik yerleri özlersin ya nedense Sıra gelmez kuyruklarda beklersin Ve bir gün karar verirsin Avucunda terden ıslanmış bir umut, haydi korkma hayal et Son vagonun son numarasıdır alabildiğin o son bilet Kalkış saati yarın sabah sıfır dört, otuz Bu gece sonlanır mı uykusuz Uyusam… ya kalkamazsam Ya son treni kaçırırsam Neyse şu şiirimi yazayım yarım kalmasın Şiirde bile olsa aşkım solmasın Bir rüya çağırır seni derinliklerine Gerçek yolculuğun rüyadadır belki de Bir kompartımanın gürültülü sesi Ahşap kapıların nemli nefesi Hayal edersin belki tanışırım burada Bir ömür beklediğim hayatımın aşkıyla Tren kalkar ağır bir sarsıntı bir titreme Onlarca yolcu bir telaş bir iteleme Bir sigara yakayım sonra yerime oturayım Nazik bir ses tınılar af edersiniz bayım Kibarca döneyim bende onu selamlayım Bir el dokunur omuzlarına Döner dönmez çarpılırsın bakışlarına Aman Allah’ım bu belki de odur Nurdan bir çehre bir yağmur tanesi sudur
Reklam
Reklam