DOĞU TÜRKİSTAN
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 14:58
Emek emek yaşanarak yazılmış. Uygur kardeşlerimizi anlamamızı sağlayan,yaşadıkları zorlukları görüp onları unutmamamıza,duamızda anmaya vesile olan bir seyahatname. Okudukça yaşadığımız coğrafyada ne denli özgür olduğumuzu ve bi o kadar da bunun şükrünü eda edemeğimizin idrakine vararak okudum.
Duygu ve Düşünce
Kayıp Coğrafyanın İzindeTaha Kılınç · Ketebe Yayınevi · 20251,100 okunma
Taşların Anlattığı
9/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
Bu kitap beni adeta sarstı, tekrar geçmişime götürdü.O kadar iyi bir şekilde duygular aktarılmış ki...Benim de 5.kardeşim en küçüğümüz daha 3 günlükken havale geçirmiş boynundan aşağısı tutmaz olmuştu.Doktor 6-7 yaşına kadar yatalak yaşar sonra ölür demişti.Bizim en büyük şansımız kardeşimizin akıl sağlığının yerinde olmasıydı.Mesela 1 yaşından sonra asla tuvaletini beze yapmadı.Birçok tedavi gördü,zehirlendi,kolu 1.derecede yandı.Biz pes etmedik.Hepimiz seferber olduk.Kimse utanmadı,kimse sorumluluktan kaçmadı.6 yaşında oturmaya başladı.7-8 yaşında yürüdü.8 yaşında evde okumayı söktürdük.Mecburen okula kabul edildi.Velhasıl liseyi bitirdi.Tam olarak iyileşmedi ama kendi kendine de yetebiliyor.Kitap bana bunları tekrar yaşattı,sorgulattı.O kadar farklı duygular içindeyim ki...En çok da şükrediyorum, Allah'a sonsuz minnettarım.
Hayata Dair
Taşların AnlattığıClara Dupont · İletişim Yayınları · 20262,550 okunma
Reklam
Puan vermedi
İnsan psikolojisi ve duygu durumları üzerine muhteşem tespitler ve bunları o dönemin siyasi olaylarının toplum üzerindeki etkisi, sosyal sınıf farklılıkları üstünden muhteşem bir şekilde aktarıyor bu defa Sandor Marai. Farklı sosyal statülere sahip iki dostun 41 yılın ardından tekrar bir araya gelişi. Ve uzun bir sessizliğin ardından tokat gibi küfür gibi gelen sarsan bir "dostluk nedir ne değildir" i didik didik irdelemesi. Hem bir iç döküş gibi hem de sorgular gibi.
Mumlar Sonuna Kadar YanarSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20246,5bin okunma
10/10
·570 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 14:55
Merhaba kitap dostlarım... Bugün sizlere #uyumadanöncetutduğumdilekIV ile geldim. Öncelikle şunu söylemeliyim ki bu kitap tam anlamıyla "evli, mutlu, çocuklu" kitabıydı. Ozan ve Bahar'ın dağları aşıp sonunda huzura kavuştuğunu okumak o kadar güzeldi ki... Yaşadıkları onca şeyden sonra bu mutluluğu sonuna kadar hak ettiler. İskeçe bölümleri ise kalbimi ayrı fethetti. Ozan'ın babaannesi ve dedesinin sıcacık karşılaması, aile ortamı, sofradaki samimiyet... Bir de yemek için hazırlanırken aynı tonlarda giyinmeleri. Yaya'nın kırmızı ruju... Ah Yaya, ne kadar da süslüsün sen öyle. Bu sahneler bana resmen aile olmanın sıcaklığını hissettirdi. Ozan'ın babasıyla olan bölümlerde ise açıkçası biraz gerildim. Bazı yerlerde ona hak versem de Bahar ve Ozan'ın üzerine fazla gittiğini düşündüm. Ama Ozan'ın sevdiği kadının yanında duruşu... "Bahar'ı ya da beni geçmişle yargılamak isteyen önce dönüp kendi eskilerine bakacak. Derdin bizim beraber olmamız, benim onu affetmemse, ben affetmeyi Bahar'la yaşadıklarımdan önce senden öğrendim." İşte o an durup Ozan'ı alkışlamak istedim. Sevdiği kadını kimsenin karşısında yalnız bırakmaması, gerektiğinde babasının karşısına geçmesi çok güzeldi. Bir diğer sevdiğim kısım ise bazı vedalar oldu. Özellikle bir karakterin gelip vedasını etmesi ve ardından kendi yoluna gitmesi hikâyeye yakışan bir kapanıştı. Ama beni asıl etkileyen, bir babanın ilk kez şirketleri, gücü ve sahip olduklarını değil oğlunu seçmesiydi. Belki geç kalınmıştı ama yine de çok anlamlıydı. Ve Ayfer... Ayfer bu kitabın kalbi olmuş resmen. Kürek ve kovasıyla salyangoza ev yapmaya çalıştığı sahnelerde yüzümde kocaman bir gülümseme vardı. Ama beni asıl vuran Ozan'ın ona "Kuşum" diye seslenişiydi. Keşke o sesi duyabilseydik. Öyle içten, öyle yumuşak anlatılmıştı ki sanki seslenmiyor
Uyumadan Önce Tuttuğum Dilek 4Anita Felipova · Kaktüs Sanat Yayınları · 20267 okunma
7/10
·848 syf.··
2026 13. kitabı
·
43 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 14:42
Bu seriyi seviyorum güzel bir evren yaratilmis. Ancak yazar kitap kalın olsun diye uğraşmış gibi hissettirdi. Ana hikayaye hizmet etmeyen olmasa da olurdu dediğim çok yer vardı. Okurken sürekli ehhhhh hadi ana konuya geç artık diye ofladim yani. Yani kısacık bir olay olacak anlık. Yazar o kısacık ana bir paragraf dizmiş ya. Akılda kalmıyor etkilemiyor yazdığı paragraf. Koca ülkede savaş var ben yan hikayelerin bence gerekli olmayan diyaloglarıni okudugumu düşünüyorum. Kitapta ana hikayeye inanilmaz etki edecek yan karakter eklemiş ama bunu aktaris biçimi beni etkilemedi. Bu yan karakterle de arada sırada karşımıza çıkıyor haliyle çok tabonemli bu karakter diyoruz. Bu gereksiz olduğunu düşündüğüm karakterlerin ileriki bölümlerde bak bu çok önemli biri aslında diye göndermelerinden anlıyorum. Bu kitapta bana göre çok büyük olaylar yoktu ama ben son bölümü sevdim. Ektiğini biçersin hesabı. Kipi hala sevmiyorum. Ana karakateri sevmediğim tek seri olabilir. Ne konuşması ne tavrı hiç ısınamadım kendisine. Karaktere yüklenen anlamlar olayları çözme biçimi çok yavan duruyor. Sevmedim kipi. Yapay bir karakter olduğu bariz hissediliyor. Seri çok güzel orası ayrı
Sakat GözBrent Weeks · İthaki Yayınları · 202246 okunma
Puan vermedi
Severek okuduğum harika bir kitabın yorumu ile geldim. Romantik komedi okumayı ne kadar sevdiğimi biliyorsunuz. Bu yüzden bu türde artık biraz daha seçici oluyorum ama Max ve Sophie’nin hikâyesi favorilerim arasına girdi bile. Sophie’nin hikâyesi tam da düğün gününde başlıyor. Hayatının en mutlu günü olması gerekiyor ama kızımız mutlu değil. Çünkü nişanlısının onu aldattığını öğrenmiş hem de ikinci kez. Fakat düğünü iptal etmek sandığı kadar kolay değil. Çünkü genç kadının babası damadın babasının iş yerinde çalışıyor. Tam da nikâhta “Bu evliliğe bir itirazı olan var mı?” sorusu sorulduğunda ortaya bir kurtarıcı, yani Max çıkıyor ve düğün iptal oluyor. Sonrasında Sophie kurtarıcısı Max’le tanışıyor ve herkes kendi yoluna gidiyor. Aylar sonra bir mesajla ikilinin yolları yeniden birleşiyor. Max Sophie’den başka bir düğün için yardım istiyor ve bu kez kurtarıcı Sophie oluyor. Sophie itirazcı olarak Max’la takılmaya başlıyor ve düğünlere birlikte katılıyorlar. Birlikte vakit geçirdikçe aralarındaki uyumu görmezden gelmeleri imkânsız hâle geliyor. İkisi de bir ilişki istemediğini söylese de aralarındaki çekim bir arada olmaları gerektiğini fazlasıyla hissettiriyor. Sophie’yi okumaktan inanılmaz keyif aldım. Enerjisi, hazır cevaplığı ve kendine has tavırlarıyla çok eğlenceli bir karakterdi. Max ise ilk başta gizemli görünse de onu tanıdıkça neden böyle bir işe başladığını ve geçmişini öğrenmek daha da çok sevmeme sebep oldu. İkili arasındaki uyum ise kitabın en sevdiğim kısmıydı. Birlikte geçirdikleri zamanlar, düğünlerde yaşanan olaylar, aralarındaki çekim ve o doğal sohbetleri o kadar güzeldi ki sayfalar akıp gitti. Özellikle birbirlerini düşünerek hareket etmeleri ve küçük detaylarda bile birbirlerine değer vermeleri kalbimi eritti. Max’in ailesi ayrı bir detaydı ve
Sonsuza Kadar MutsuzLynn Painter · Artemis Yayınları · 202621 okunma
Reklam
Reklam