İnsanın canı yandığında ya da morali bozulduğunda içine kapanması, bir şeyleri tamir etme veya sıfırdan başlama arzusu taşımaz her zaman. Bazen sadece durmak istersiniz. Olduğunuz yerde, o kırık halinizle, hiçbir şeyi değiştirmeye çalışmadan kalmak... Yaş kaç olursa olsun değişmeyen bu huy, dünyaya karşı verilmiş geçici bir mola, ruhun kendini mevcut gürültüden koruma içgüdüsüdür. Ne bir dert anlatacak mecaliniz vardır ne de bir başkasının teselli dolu ama aslında uzağınızda kalan sözlerini taşıyacak gücünüz. O anlarda her insan, her soru ve her iyi niyetli dokunuş, insana olduğundan daha ağır ve fazla gelir. İçine kapanmak, bir kaçış koridoru değil, sınırları tamamen kişinin kendisi tarafından çizilmiş güvenli bir sınır hattıdır. Bu hattın içeriğine kimse sızamaz; ne bir yargı, ne bir beklenti, ne de hayatın durmaksızın dönen o acımasız çarkları. "Kendi sesini bile duymadan durmak" istemek, insanın kendi zihnindeki kelimelerden bile yorulduğunun en açık kanıtıdır. Çünkü insan bazen sadece başkalarına değil, kendine de anlatamaz içinde birikenleri. Sadece susulur. O sessizlik bir boşluk değil, aksine kalabalığın yarattığı yoğun baskıya karşı örülmüş kalın bir duvardır. 🍃
Yalnızlığı Seviyorum Sanırdım
Yalnız kalmak nasıl hem ürkütücü hem de huzur verici olabiliyor? Bazen sessizliği seviyorum. Kimsenin olmadığı, hiçbir şey anlatmak zorunda kalmadığım anları… Ama aynı sessizlik, biraz uzayınca içimde büyüyen bir boşluğa dönüşüyor. Ruhum ilgiye aç sanki. Birine alışıyorum, birkaç güzel sohbet ediyoruz, sonra o kişi kısa bir süre ortadan kaybolduğunda bile içimde anlamsız bir eksiklik hissediyorum. Sanki birileri gidince, kendimden de küçük bir parça eksiliyormuş gibi. Belki de mesele yalnız kalmak değil. Belki insan, kendini bir başkasının varlığında daha az eksik hissediyor. Sonra o ses kesilince, kendi içindeki sessizlikle baş başa kalıyor.Ne tamamen yalnızlığı seviyorum ne de kalabalıkları. İkisinin arasında, ait olduğum yeri arayıp duruyorum.
Duygu ve Düşünce
Vatan Sevgisi ve Cihad
Bismillahirrahmanirrahim. Ey bu vatanın aziz evlatları, yarının büyük ve bağımsız Türkiye’sinin sarsılmaz iradesi olan kardeşlerim! Bugün burada huzurlarınızda sadece bir konuşma yapmak için
1000Kitap
İnsan neden ilgisizliğe bu kadar kırılır? Neden görmezden gelinmek bu kadar acıtır? Çünkü çoğumuz değerimizi bir başkasının tepkisiyle ölçeriz. Ne kadar arandık, ne kadar sorulduk, ne kadar önemsendik. Bunlar içten içe kim olduğumuzu belirleyen teraziler haline gelir ve o teraziler sustuğunda kendimizi eksik hissederiz.
​"Fark ettiniz mi, artık hiç kimse haksız olduğunu kabul etmiyor. Herkes kendi hikayesinin mağduru, herkes en doğruyu bilen, herkes mükemmel. Eleştiriye zerre tahammülümüz kalmadı ama herkesi acımasızca eleştirme hakkını kendimizde görüyoruz. Kusurları örtmek esastı eskiden; şimdi ise başkasının açığını yakalayıp kendi egomuzu besleme peşindeyiz. Kalplerimiz o kadar kibirle doldu ki, 'özür dilerim' demek zayıflık, 'hakkını helal et' demek demode oldu. Herkesin haklı olduğu bir dünyada, huzuru bulabilen tek bir kişi bile yok."
Duygu ve Düşünce
Esip Giden Hayat
Gönlümde coşmayı bekleyen o kadar güzellik var ama bir türlü çıkış yolunu bulamıyor. Bazen bir ürpertiyle bazen karamsarlıkla bazen de duygu seliyle hissettiriyor kendini. Hayat mı getiriyor insanın
Hayata Dair