Yalnız kalmak nasıl hem ürkütücü hem de huzur verici olabiliyor? Bazen sessizliği seviyorum. Kimsenin olmadığı, hiçbir şey anlatmak zorunda kalmadığım anları… Ama aynı sessizlik, biraz uzayınca içimde büyüyen bir boşluğa dönüşüyor.
Ruhum ilgiye aç sanki. Birine alışıyorum, birkaç güzel sohbet ediyoruz, sonra o kişi kısa bir süre ortadan kaybolduğunda bile içimde anlamsız bir eksiklik hissediyorum. Sanki birileri gidince, kendimden de küçük bir parça eksiliyormuş gibi.
Belki de mesele yalnız kalmak değil. Belki insan, kendini bir başkasının varlığında daha az eksik hissediyor. Sonra o ses kesilince, kendi içindeki sessizlikle baş başa kalıyor.Ne tamamen yalnızlığı seviyorum ne de kalabalıkları. İkisinin arasında, ait olduğum yeri arayıp duruyorum.