"Henüz okumadığım kitapları düşündükçe seviniyorum okuyacağım daha yüzlerce, binlerce kitap var. Sabırsızlıkla beklenecek o kadar çok şey!" Paul Auster
Alıntı
İyi ki doğdum :)
Ben normalde bu tarz kişisel günleri veya kendimi ön plana çıkarmayı çok seven biri değilim. Buraya da kimseden herhangi bir tebrik ya da talep almak doğrultusunda yazmıyorum. Burası sadece benim alanım; ruhumu dinlendirdiğim, kendime ait bir şeyler bırakmak istediğim sessiz, huzurlu bir sığınak... Ve bugün, yaşımın memleketimin plakasına yetiştiği o çok özel, o en tılsımlı yıla adım attım. Yeni yaşımın eşiğinden içeriye sızan o taze kitap kokularını içime çekerken, hayatın tüm bu zarif dokunuşlarını, ruhumun o sıcak ve neşeli derinliğini hissetmeyi çok seviyorum. Bugüne kadar hayatı hep kendi çizdiğim sınırlarla, kendi doğrularımla ama en çok da kalbimin o yumuşacık, eksilmeyen enerjisiyle yaşamayı seçtim. Benim dünyamda her yeni sayfa, kendi kurallarımla parıldayan ve her anı güzelleştiren yepyeni bir gökyüzü.. İçimdeki o hiç büyümeyen, hayatı tüm kalbiyle kucaklayan o asil çocuğa ve ömrüme incelik katan her ana selam olsun. İyi ki doğdum, hoş geldin yeni yaşım... ✨️
1000Kitap
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Dostum Değil Ki Ses
Ne zormuş içimdeki ses, Ne acımasızmış... Kıymık batar ya derine, Bir damlacık kan akar parmağından; İşte o kadar bile merhameti yokmuş içimdeki sesin. Hissedememiş ya da çok mu hissetmiş? Bilmiyorum. Ama yetememiş içimdeki ses bana, Yakınlaşamamış bana. Hep mesafeli durur mu ses? Bu kadar uzaktan fısıldar mı? Biraz da olsa sevda bulmamış mı onu? Kendisine karşı merhameti yok muymuş? Durmadan acı çekmek niye ister? Hep acı söyler mi ses? Dostum değil ki ses... Kendisinin dostu mudur insan? "Acı söyler" ya dost, Dostum değil ki ses, Susmaz mı hiç?
~Acı dünden mi kalır, yarından mı gelir?~
Kendimi unutacak kadar kötü anılar biriktirdim. Başrolünde yer aldım, bu anıların. Kaçamadım. Ama kendimi çok iyi gizledim. Eski benden bir o kadar uzak, bir o kadar da farklı hissediyorum. Aynı kişi olduğumuza inancım kalmadı. Konuşmayı severdim, kendi fikirlerimi yüksek sesle söylemeyi. Kahkaha atmayı. Ama şimdi; yüzüm, bir tebessüme karşı çatlayacak kadar sert. Dudaklarım, en ufak bir kıvrımda parçalanacak kadar kuru. Tüm nefretimi kussam, durulur muyum? Hoş, bunu da yapamazdım ki ben, sesimden vaz geçmişken. Hiç bir şey anlatmayacağıma yeminliyim. Anlattıklarım, olanlara karşı alışkanlığımdan. Demem o ki, anlatıyorsam aştığımdandır, aşamadığımdan değil. Ama anlatamadıklarım, onları hala sindirebilmiş değilim. Göğsümde büyüttüğüm çocuk, benden muaf ve küheylan. Gelmiyor sabahım, ölmeden çürüyorum. Rüzgar, uğramıyor artık pencereme. Zifirin bile dikkatini çekmiyorum. Çul çürüten birine dönmekten çok korkuyorum. Anne? Baba? Ben bu hayatı öğrenemiyorum. Görkemli bir şekilde çürüyorum. Kardeşim... Ben seni hiç göremedim ama, sen beni gör diye başımı sürekli gökyüzüne kaldırıyorum. • ‘Yirmi Bir Kez Daha’ Bölüm VII
1000Kitap
Sen benim herşeyim evet ama en çok gururumsun. Vuslat gününü, alnından öpeceğim o günü inşaAllah dualarla bekleyen… Hani sık kullanmadığımız ama söylediğimizde susup, deliye döndüğümüz, her zerresine kadar hissettiğimiz o cümle. SENİ SEVİYORUM.
İnsan, kalbindeki inanç kadar zengindir. İman varsa o gönülde bahar da vardır, huzur da, hakikat de, sonsuzluk da. ___ /Güven Taşdemir
1000Kitap