Kalk Yerine Yat, Şermin Yaşar’ın kalemini seviyorsanız sizi yine tanıdık bir yerden yakalayacak öykü kitaplarından biri.
Bu kitapta büyük büyük olaylar, uzak hayatlar ya da abartılı dramlar yok. Daha çok yanımızdan geçip giden, belki apartmanımızda yaşayan, belki akrabamız olan, belki de bir yerde oturup konuşsak hikayesini dinleyeceğimiz insanların halleri var. Şermin Yaşar’ın sevdiğim tarafı da bu zaten; sıradan görünen insanlardan sıradan olmayan duygular çıkarabiliyor.
Kalk Yerine Yat, 12 öyküden oluşuyor. Her öyküde başka bir insanın hayatına kısa bir süreliğine misafir oluyorsunuz. Kimi zaman içten içe gülümseten, kimi zaman da insanın boğazına küçük bir düğüm bırakan hikayeler bunlar. Öyle büyük cümlelerle değil, daha çok günlük hayatın içinden gelen bir dille anlatılmış. Bu yüzden okurken “ben bunu tanıyorum” hissi sık sık geliyor.
Kitabın adını çok sevdim. “Kalk yerine yat” cümlesinde çocukluktan kalma bir ses var. Güven veren, üstünü örten, nereye ait olduğunu hatırlatan bir ses. Kitabın öykülerinde de biraz bu his var bence. Hayatta yanlış yerde kalmış, yorulmuş, kendi yerini arayan insanların hikayelerini okuyorsunuz. Bazen insan gerçekten de sadece yorulduğu için değil, ait olmadığı yerde kaldığı için de uyuyamıyor.
Şermin Yaşar’ın dili sade ama etkili. Bazı cümleler çok basit görünüyor ama gelip insanın içinde bir yere oturuyor. Fazla süslemiyor, duyguyu gözümüze sokmuyor, karakterlerini de acındırarak anlatmıyor. Bu bence kitabın en güçlü taraflarından biri. Çünkü anlatılan insanlar gerçek hayata yakın duruyor. Eksikleriyle, tuhaflıklarıyla, yalnızlıklarıyla, küçük beklentileriyle ve bazen de suskunluklarıyla varlar.
Öykü kitaplarında en sevdiğim şey, kısa bir metnin insanı uzun uzun düşündürebilmesi. Kalk Yerine Yat’ta da bunu hissettim. Bazı