Spoiler verdiğim kısımları işaretleyerek, En baştan sona kadar hissettiklerimi ve düşündüklerimi sırasıyla yazacağım.
Öncelikle 2000lerin başlarında geçmesi çok ilgimi çekmişti. Mekanlar ve karakterler gerçekçi geldi.
Behiye Evi'nin mutfağının betimlemesi çok hoşuma gitti mesela: eskimiş fenerbahçe çıkartmaları, kız kedi tuzluk ve erkek kedi karabiberlik, plastik bulaşık süzdürme kutusu...
Saçlar, kıyafetler, müzikler 2000lerin başlarını hatırlattı. O nostaljik hissi yaşadım. Çizgi çizgi sarı röfleli saçlar, ponponlu kısa hırkalar, kuzu kuzu, Britney Spears...
Kızların birbirinden alabildiğine zıt olması, klasik lezbiyen çift dinamiğine çok uygundu. Daha 2000 yılında, hem de Türk bir yazarın elinden böyle bir çift çıkmasına şaşırdım. Elbette ki Behiye goth ve Handan soft olan burada.
Behiye siyah giyiniyor, odasına haç asıyor, Metallica ve The Cure dinliyor, felsefeli falan kitaplar okuyor, depresif, neşesiz, ailesinden nefret ediyor, ağzı bozuk, hırçın, yazın bile bot giyiyor, erkeklerden nefret ediyor, nasıl göründüğüne hiç dikkat etmiyor.
Handan Türkçe ve yabancı pop dinliyor, "tiki" dergileri okuyor, cıvıl cıvıl, herkese bebek lakaplarıyla seslenmeye bayılıyor, ailesi (annesi ve kim olduğu belirsiz akrabası) ile arası çok iyi, masum, pembeli ponponlu tavşanlı giyiniyor, erkeklerle flört etmeyi seviyor.
--
Buradan sonrası spoiler içerecek:
--
İki kızda da kendimi buldum. İkisi de böyle bakınca iyi yazılmış karakterler gibi görünüyor. Ama söylemeliyim ki bu iki genç kızın romanı değildi. Bu Behiye'nin romanıydı. Handan'ın, Behiye'nin hayal ürünü olmasından şüphe ettim sık sık. Handan'da Behiye'nin sevdiği şey tam olarak nedir? Güzelliği, tatlılığı, kibarlığı, masumluğu. Başka? Bu kızlar neyden bahseder, birlikte nasıl vakit geçirir, ne yapıp da eğlenirler?