Bazı kitaplar var, beş yüz sayfa olmasına rağmen okuduğunuzda bir çuval keçi boynuzu yemiş gibi zihninizde küçücük bir tat bırakıyor. Bazı kitaplar da var ki elli-altmış sayfa olmasına rağmen zihninizde öyle bir tat bırakıyor ki etkisinden kendinizi günlerce kurtaramıyorsunuz.
• • •
İşte Epictetos ve Marcus Aurelius'la birlikte Stoacı felsefenin en önemli isimlerinden biri olarak kabul edilen Seneca'nın eseri de o kitaplardan biri oldu benim için. Seneca'nın bu eseri, "Mutlu Yaşam Üzerine" ve "Yaşamın Kısalığı Üzerine" başlıklarını taşıyan iki kitaptan oluşuyor.
• • •
Seneca, birinci kitabında mutluluğu; özü doğayla uyumlu, hazların yönetilebildiği, çoğunluğun değil hakikatin peşinden gidildiği, varolanla yetinilen, ölümün doğal olarak kabul edildiği erdemli bir yaşam olarak tarif ediyor. Nitekim onun, "gerçek bahtiyarlık erdeme dayanır" sözü bu görüşlerini yalın bir şekilde özetliyor.
• • •
İkinci kitabında ise yaşamın, "değerlendirmesini bilenler için uzun" olduğunu söyleyen Seneca, "en büyük yaşam engelinin ise yarına dayanıp bugünü tüketen beklentilerin olduğunu" belirtiyor. O, mutluluğun sırrının ise "an"ı dolu dolu değerlendirmekten geçtiğini dile getiriyor.
• • •
Gerçekten de günlük yaşamımızda ne çok şikayet ederiz yaşamın kısalığından. Sürekli yakındığımız halde gelecek için planlar yapıp koşuşturup durmaktan da kendimizi alamayız. Her şeye koşarken hiçbir şeyi tam olarak başaramayız. Geçmişi unutup, gelecek için planlar yaparken şu "an"ı esgeçip gidiveririz. Bir de bakmışız yaşam avuçlarımızdan bir kuş gibi uçup gidivermiş.
• • •
Doğrusu yakın zaman öncesinde okuduğum Marcus Aurelius'un "Kendime Düşünceler" kitabından sonra Seneca'nın bu eseri, hem Stoacılık felsefesini daha iyi anlamam hem de "yaşamın anlamı"nı, "mutluluk"u ve "yaşamın kısalığı"nı bu