Bu gün bir tabloyu tamamlarken aklıma şu geldi:
Hayatta bazen elimizde yarım kalmış tablolar olur — tıpkı benim karşımdakı bu tablom gibi. Bazı renkler tamamdır, manzara bellidir, ama nerede hangi fırça darbesini atacağımızı bilemeyiz. Bu, eksiklik değil; aslında yaratıcılığın en güzel durduğu yerdir. Çünkü buradan sonrası, tamamen senin hayalinle, cesaretinle ve deneme isteğinle şekillenecek.
Eğer nasıl tamamlayacağını bilmiyorsan, bu bir hata değil, davettir. Seni keşfe davet eden bir boşluk… Bazen yanlış renk seçersin, bazen fazla boya sürersin, ama sonunda “işte bu” dediğin bir tablo çıkar ortaya.
Tıpkı hayat gibi: Bitirmek için acele etme. Tadını çıkar, dene, boz, yeniden yap. Belki de en güzel şey, tamamlama sürecinin kendisidir.