Şiirler söyledim belki duyarsın diye Çığlığıydım içinde dilsiz bir şehzadenin Sana seslendim durdum bu küçücük odadan Acımı duy, sensin pusulam benim Ki dünya Silinmiş bir harita Gibi yabancı bana. Ibrahim Tenekeci
Kırk küsur yıldır seni tanır gibiyim. Sanki adını bilmeden önce de tanıyormuşum seni. Çocukluğumun en kuytu köşelerine, henüz ne olduğunu anlayamadığım bir özlem gibi bırakmışlar seni. Yıllarca neyin eksik olduğunu bilmeden yaşamışım da, şimdi dönüp baktığımda o boşluklarım hep sana aitmiş gibi. Her yanım seninle dolu. Göğsümün tam olarak neresinde kök saldığını bilmiyorum ama dalların ruhumun en uzak köşelerine kadar uzanmış gibi. Görmediğim bir yerden sürekli kulağıma fısıldıyor sesin, Bazen bir şarkının kısacık cümlesinde buluyorum seni, Bazen bir şiirin ikinci mısrasında, Sevdiği kadına yazdığı bir mektup sonunda, Yada sevdiğine bıraktığı bir kısa hatırada, bazen gecenin sessizliğinde, Yada günün en yoğun anında, bazen de hiçbir sebep yokken kalbimin içinde, Ama hep bir yerlerde buluyorum seni. İnsan bir insanı ne kadar sevebilir diye bir yazıya denk geldim, Bir sürü cevaplar gördüm, Kimi dünyalar kadar sevdiğini söylemiş, Kimi canından çok sevdiğini, Kimi herşeyden vazgeçeceğini söylemiş, Kimi sevdiği için kendinden geçeceğini! cevabını tam olarak bulamadım. Ama tek bildiğim şu ki seni severken ölçülerin anlamı yok. Çok kelimesi de çok değil. Dünyalar kadar kelimesi de dünyalar kadar değil. Dün sevginin insanı gerçekten iyileştirdiğini anladım. Tam olarak kaç saat uyuduğumu bilmiyorum. Seni uyuttuktan sonra biraz yıldızları seyredeyim dedim. Gökyüzüyle de paylaştım mutluluğumu,
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Sol Gözümde Faili Meçhul Bir Cinayet[sevgili migrenime]
Kafatasımın içinde tekinsiz bir vapur yanaşıyor limana, Sol gözümün arkasında simsiyah mürettebat, ellerinde baltalar. Bir gram ışık sızsa odadan içeri, her şey havaya uçacak; Gözümün önünde çakan o flaşlar, Azrail’in bana biçtiği son değer. ​Sokaklar lambalarını söndürmüş, dünya benden yana değil, Karanlık, varoluşumun en lüks, en asil sığınağı olmuş. "Bir kahve iç geçer" diyen o sığ kalabalığı ise, Tarihin en karanlık sayfalarına sürgün etmek boynumun borcu. ​İlaç kutuları masanın üzerinde intihar süsü verilmiş cesetler gibi, Ne laftan anlıyor bu sancı, ne de modern tıbbın vaatlerinden. Şu başı gövdeden ayıracak jilet gibi keskin bir ayrılık lazım; Sessizce, gürültüsüzce ve tek celsede bitecek cinsten. ​İçeride benden habersiz darbe yapan bu arsız ihtilalci, Gençliğimi de zekamı da canlı canlı kemiriyor alenen. Ben bu gece acının en yüksek dozunda, bir başımayım; İnfazımı izleyen o sessiz seyircilere hayranım.
1000Kitap
Ben küçükken annem ve babam kavga edince uyuyor numarası yapardım
Sesleri yükselmeye başlayınca, battaniyeyi başıma çekerdim. Gözlerimi sıkıca kapatır, nefesimi bile yavaş alırdım. Çünkü biliyordum beni uyuyor sanırlarsa, belki kavga etmeyi bırakırlardı. Bazen kapım açılırdı. Annem gelip üstümü örterdi. Babam sessizce odadan bakardı. Ben ise hiç kıpırdamazdım. Çünkü korkardım. Ya gözümü açarsam, İkisinden biri gider diye… Sabah olunca hiçbir şey olmamış gibi davranırdık. Kahvaltı hazırlanırdı. Ben okula giderdim. Ama içimde hep aynı soru olurdu: “Bugün eve geldiğimde her şey yerinde olacak mı?” Yıllar geçti… Bir gün yüksek bir ses duydum, kalbim hızla çarpmaya başladı. Sonra fark ettim… Evde kavga yoktu. Ben hâlâ çocukluğumdaki seslerden korkuyordum. O gün anladım… Bazı çocuklar oyuncaklarını değil, Evdeki huzuru kaybetmekten korkarak büyür. Ve bazen… Bir çocuğun en büyük hayali, Yeni bir oyuncak değil, Anne ve babasının sessizce oturduğu bir akşam yemeğidir. Çünkü… Çocuklar kavgaların nedenini anlamayabilir. Ama o kavgaların hissettirdiği korkuyu, Yıllar geçse de unutmayabilirler… 🤍
Alıntı
Barla
Üstadın Barla'daki ikametgâhı, iki odadan ibaret bir evdir. Esasen müstakil bir evi ve yeryüzünde taht-ı tasarruf ve temellükünde bir karış yeri dahi yoktur. Barla'da sekiz sene müddetle ikamet ettiği ev, üç yüz elli milyon ehl-i İslâmın merkezi hükmünde ilk dershane-i Nuriyesidir. Bu dershane-i Nuriyenin altında, daimî akan bir çeşme vardır. Ve önünde, dershane-i Nuriyeye bitişik çok kalın ve üç sütun halinde semaya yükselen gayet muhteşem bir çınar ağacı vardır. Çınar ağacının dalları arasında bir kulübecik yapılmıştır. Burası, Hazret-i Üstad'ın bahar ve yaz mevsimlerindeki istirahatı ve vazife-i tefekküriye ve ubudiyeti için en münasib bir menzildir. Üstad'ın sıddık hizmetkârları, talebeleri ve Barla ahalisi diyorlar ki: "Üstadı, geceleri, dershane-i Nuriyenin önündeki bir şecere-i mübareke olan çınar ağacının dalları arasında bulunan kulübecikte sabahlara kadar tesbihat ile, ezkâr ile terennüm eder görürdük. Hele bahar ve yaz mevsimlerinde bu muhteşem ağacın binlerce dalları arasında şevk u cezbe içinde uçuşan kuşlar arasında Üstad'ın böyle sabahlara kadar çalışmasını görürdük de; ne zaman uyur, ne zaman kalkar bilemezdik." ( Tarihçe-i Hayat 166.sh - Risale-i Nur) Bediüzzaman Said Nursî
Çoğu kişinin başına gelmiştir bu durum değil mi..
Bir muhabbetin ortasında konuşurken ağlayacağını anladığın an gülümseyerek odadan çıkmak..🥀