Varlığımın bahçesinin çevresine, değme sur duvarından daha ürkütücü, neredeyse göğü tutan parmaklıklar diktim, bu sayede başkalarını rahatça hem görüp hem dışlayabiliyor, birer yabancı olarak kalmalarını sağlıyorum.
Sahile indim. Gündoğumunu izledim. Ne tuhaf, mutlu insanların böylesi bir güzelliği görememesi. Yalnız mutsuz olanlar bilirler gün doğmadan hemen önce denizin aldığı rengi. Bu serinlik, bu koku, çimlere düşen çiğler, kuşların cümbüşü ve sabahı müjdeleyen bu kızıllık. Böylesi bir mucizeye ihtiyacım vardı işte benim de. Ne sesimi duyan biri var etrafımda ne de çaresizliğimi gören.