Ömer Faruk

İnsanın cehennemi ait olmadığı yerde olma zorunluluğudur
“İşte o zaman senin gerçekten bir sanatçı olduğunu anladım. Ve biz diğer insanlar arasında ne kadar yabancı kaldığını. Ve seni sevgi ve hırstan ötürü orduya vererek sana karşı ne büyük bir günah işlediklerini. Hayır, hiçbir zaman bir asker olmadın; ve aramızda yaşarken hissettiğin derin yalnızlığı anlayabiliyordum.”
Sayfa 64·Kitabı okudu
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Gerçek dostluk harbiden de böyledir
Zaman zaman, dostluğun böyle bir bağ olduğunu bile düşündüm; ikizlerin kader birliği gibi. Eğilimler, duygudaşlık, zevkler, mizaç ve kültürden oluşan garip bir kimlik iki insanı aynı kaderde birleştirir. Biri diğerine ne yaparsa yapsın, ortak bir yazgıları vardır.Biri diğerinden kaçsa da birbirleri hakkında esas olanı bilirler. Biri yeni bir dost ya da sevgili edinse bile diğerinin yazılı olmayan, gizli iznini almadan bu ortaklıktan kurtulamaz. Böyle insanların kaderi paralel ilerleyen yollarda gerçekleşir.”
Sayfa 63·Kitabı okudu
Alıntı
Bu hayatın mucizesi gerçekten
“Bilirsin, ikizler yetişkin olduklarında bile, uzaktan bile birbirlerinin her şeyini bilirler. Tuhaf bir doğa kanunu onlara aynı anda hastalanmalarını emreder, ve aynı hastalığa yakalanmalarını; biri Londra'da, diğeri uzaklarda, yabancı bir ülkede yaşıyor olsa bile. Birbirleriyle konuşmazlar, birbirlerine yazmazlar, farklı şartlarda yaşarlar, farklı beslenirler, aralarında binlerce kilometre vardır. Fakat yine de otuz ya da kırk yaşında aynı hastalığa yakalanırlar, safra kesesi ya da apandisit; hayatta kalma şansları da aynıdır. İki beden, anne karnındaki gibi birbirine bağlıdır. Aynı insanları sever, aynı insanlardan nefret ederler.”
Sayfa 62·Kitabı okudu
Alıntı
“Sadece tek bir şeyi anlayamadım: Bana karşı günah işlemeni. Bir dolandırıcı, bir hırsız gibi kaçtın.”
Sayfa 62·Kitabı okudu
Alıntı
Ah be dedem
“Fakat bir şekilde gerçeğe inanamıyordum; hayatımın büyük bölümünü, yani tam yirmi dört yılı, çocukluğun, gençliğin ve yetişkinliğin en güzel yıllarını birlikte geçirdiğim insanın kaçtığına inanamıyordum. Mazeret bulmaya çalıştım, belki ağır hastadır diye düşündüm ya da aklını kaçırdığını umdum; ya da peşine düşmüşlerdi, belki de kumar oynamış ya da alaya, bayrağa, yeminine ya da şerefine aykırı hareket etmiştin. Böyle şeyler umdum. Evet, şaşırma; bütün bunlar o sırada bana senin işlediğinden daha hafif bir suç gibi geliyordu. Her şeyi mazeret ve açıklama olarak görmeye hazırdım; dünyanın ideallerine son ihaneti bile.”
Sayfa 62·Kitabı okudu
Alıntı