“Tıpkı âşık gibi dost da duyguları için mükafat beklemez. Karşı görev talep etmez, dost olarak seçtiği insanı görür ama bir yanılsamanın ışığında değil, onun hatalarını görür ve onu kabul eder; bütün sonuçlarıyla birlikte.”
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“İnsanlar arasında oluştuğuna şahit olduğum bütün duygudaşlıklar sonunda kibir ve egoizm bataklığında boğuldu.
Yoldaşlık ve arkadaşlık zaman zaman dostluk gibi görünür. Ortak ilgi alanları insanlar arasında dostluğa benzer durumlar yaratabilir.
Ayrıca insanlar yalnızlıktan kaçmak için de kendilerini onlara bir süre dostluğun çeşitlemeleri gibi görünen ama sonradan pişman oldukları samimiyetlere kaptırabilirler.”
“Fakat günümüzün modern araçları olmadan da senin bir gün tekrar bana geleceğini biliyordum. Bunu bekledim, çünkü beklemeye değer her şeyin kendi zamanı ve düzeni vardır.
Iște o an geldi."
“Daha kötüsü, insanın yalnız geçen yıllar boyunca ruhunda oluşan bu galeyanı bastırmasıdır. Ve hiçbir yere koşmaması. Kimseyi öldürmemesi. O zaman ne yapar? Yaşar, bekler, düzeni korur. Bir keşiş gibi yaşar ama kutsal kitapsız, dünyevi bir düzende. Bununla birlikte keşişin işi kolaydır, çünkü inancı vardır. Ruhunu ve kaderini yalnızlığa teslim eden bir insansa inançlı olamaz. Sadece bekleyebilir. Onu yalnızlığa mahküm eden her şeyi, kendisini bu duruma getirenlerle ya da getirenle bir kez daha konuşacağı günü ya da anı. On, kırk ya da daha net söylemek gerekirse kırk bir yıl boyunca düelloya hazırlanır gibi o ana hazırlanır. Düelloda yenilme ihtimaline karşı işlerini yoluna koyar. Ve profesyonel savaşçılar gibi her gün idman yapar. Neyle idman yapar? Anılarla, ki yalnızlık ve zamanın zihnini sislendirmesine,kalbini ve ruhunu yumuşatmasına izin vermesin.”