“En büyük yaşam engeli, yarına dayanıp bugünü tüketen beklentidir. Talihin elindeki şeyin planını yapıyor, kendi elindeki şeyden vazgeçiyorsun. Ne umut ediyorsun? Amacın ne? Gelecek olan her şey tam bir belirsizlik içinde, sadece yaşa!”
Öncelikle kitap bir metafor üzerine kurulu.Yani metafor derken aslında olaylar yaşanmıyor veya hayal dünyası gibi bir şey kastetmiyorum. Olaylar yaşanıyor evet ama yazarın vermek istediği mesaj kızını 'fazlaca' koruma iç güdüsüyle hareket eden bi annenin kızıyla birlikte kısa süreli bir tatil amacıyla geldiği kasabada yaşadığı gerilim dolu olaylar bütünü üzerinden,insanlar olarak bizlerin doğaya,insanlığa ve dünyaya geri dönülmez hasarlar bıraktığımızı anlatmak oluyor. Ve kitabın ilk sayfasından itibaren akan diyalog,ve hep merağınızı ve gerilimi en üst seviyede tutan kurgu,kitabı bir an bile elinizden bırakamadan,hatta bitirdiğinizi bile anlamadan sona gelmenizi sağlıyor.Ve kitap bittiğinde de verdiği o garip huzursuzlukla ve yarım kalmışlıkla baş başa kalıyorsunuz.Yazarımızın sinema bölümü mezunu olmasının anlatıma yansıdığı da göze çarpıyor. Çünkü o gerilimi sanki izliyormuş gibi fazlasıyla hissettim.Bu sitede bu kadar az okunmaya sahip olmasına şaşırdığım kitaplar arasına girmiş bulunuyor bu eser. Bu tarz kitapların popülaritesinin artması gerektiğini düşünüyorum. Tavsiyedir,kitaplığınıza ekleyebilirsiniz.Keyifli okumalar dilerim.
“Yanına koşup ona sarıldım. Öyle sıkı sarıldım ki, Amanda, öyle sıkı sarıldım ki dünyada hiçbir şey ya da hiç kimse onu benden ayıramazmış gibi hissettim.”