“Hareketleri ve konuşmaları hem son derece rahat hem de beceriksizceydi; belli ki kendi kendisini iyi yürekli ve saf bir varlık olarak görüyordu, fakat yaptığı her ne olursa olsun, işte tam da onu yapmak istemediği hissine kapılıyordunuz; davranışları, çocukların
"mahsusçuktan" dedikleri türdendi, sade ve içten değil.”
"bense aksine bizlerin bu küçük beylerden çok daha haklı olduğumuzdan eminim; düşüncelerimizi biraz eski bir dille ifade ediyor olabiliriz, o küstahça kendine güven de yok bizde... Şimdiki gençler pek kurumlu! Kimisine 'Hangi şarabı tercih edersiniz, kırmızı mı, beyaz mı? diye sorarsın, sana kalın bir sesle ve sanki bütün evren kendisini izliyormuş gibi ciddi bir ifadeyle yanıt verir: Kırmızı şarabı tercih etme alışkanlığına sahibim!”
“Bir defasında sevgili annemle kavga etmiştim; bağırıyor, beni dinlemeyi reddediyordu... Sonunda ona
'siz beni anlayamazsınız; biz farklı kuşakların insanlarıyız' gibi bir şey söylemiştim de, pek alınmıştı. Bense içimden: 'Ne yapalım? İlaç acı ama yutmak şart' diye düşünmüştüm. İşte şimdi de sıra bize geldi ve mirasçılarımız gelip 'Siz bizim kuşaktan değilsiniz, için șu ilacı artık' diyebilirler pekâlâ."
“Eskiden gençler okumak zorundaydı, cahil görünmemek için ister istemez çalışırlardı. Oysa şimdi 'Yeryüzünde her şey saçmadır!' dediler mi iş bitiyor. Gençler bu duruma çok sevinmiştir.
Eskiden boş kafalıydılar, şimdi ise nihilist oldular."